9 Eylül 2014 Salı

ZAMANLA HER ŞEY GEÇER..

Yeni bir şeyler yazmayalı çok olmuş.. hem çok şey olduğundan hemde hiç bir şey olmadığından sanırım.. yada azıcık büyüdüm mü ne.. hani 32 yaşında koskocaman oldum ya belkide ondandır.. neredeyse bir 4 yıl olmuş yani dır dır etmeye başlayalı size..neler geldi geçti bu arada.. hatta Ajda Pekkan gibi diyeyim kimler geldii hayatımdan kimler geçtiii ! hiç birisi onun kadar sevilmedi kabul.. ancak oda bunun hakkını veremedi mesela.. siz bilmiyorsunuz değil mi Kaptan'ın geri geldiğini.. neredeyse 1 yıl oldu... bir küs bir barışık ite kaka giden bir ilişkimiz var.. hani uzayıp duran bir türlü mutlu sona varamayan ve sırf  bu yüzden içimiz şişip bıraktığımız romantik komediler var ya, işte o modda gidiyoruz.. hem birbirimizi kıskanıyoruz hem de beraber yapamıyoruz..


nasıl olacak inanın bilmiyorum.. susuyorum, alttan alıyorum ama bir yere varmıyor.. çünkü o sürekli mutsuz.. hatta bazen mutsuzlukla beslendiğini bile düşündüğüm oluyor.. önceleri bu durum geçer gibi geliyordu.. yani her şey yoluna girecek diyor insan ama geçmedi.. hatta daha kötü oldu.. insan çay bardağında ki dudak payı için olay çıkarır mı ya? ama çıkıyormuş işte.. her şeyden şikayet eden bir adam düşünün.. ne oluyor sonra biliyor musunuz içinizden hiç bir şey yapmak gelmiyor.. ne onun için yemek yapmak ne onun için bir yere gitmek.. çünkü o kadar iyi biliyorum ki nasıla mutlu olmayacak.. dışarı çıksak nasılsa surat asacak, kavga çıkaracak, şikayet edecek bir şey bulacak.. o yüzden dışarı çıkmak da istemiyorum.. bazen öyle zamanlar oluyor ki benim keyfim yerindeyse buna sinir oluyormuş gibi geliyor.. benimde enerjim düşene kadar uğraşıyor sanki.. mesela bir akşam dışarı çıktık.. eğleneceğiz sözde, yeri de kendisi seçti.. neyse gittik.. önce oturdu.. millet eğleniyor kopuyor o konuşmuyor bile sağa sola bakınıyor.. gerçi bu dışarı çıktığımızda genel hali ama insan garip hissediyor yani.. sonra biraz kafamız güzel olunca ben bıraktım boşver dedim kendime sen eğlenmene bak.. ne oldu biliyor musunuz, önceleri biraz bana uyudu sonra iyi değilim otur dedi.. sonra şikayet etmeye başladı.. sonra madem kötüsün gidelim dedim kalktık ve kapıdan çıktığımız anda başladı.. senin yüzünden kalktık, eğlenemiyoruz bile zaten, ne güzel oturuyorduk diye.. bu sadece bir tanesi.. geneli hep buna benzer şeylerle geçti işte..

en son artık bir süre görüşmeyelimler başladı.. sarılmamalar, elimi tutmamalar.. bir kadın için en ağır şey sanırım bu.. sevilmediğinin yüzüne çarpılması.. ben sevmiyorum böyle şeyleri de hep bahanesi.. neyse işte.. velhasıl bir sürü şey oldu böyle.. hepsinde de ona göre ben suçlu çıktım.. hiç bir zaman ben acaba yanlış yapmış olabilir miyim demedi.. bu kız neden bu halde demedi.. demeyeceğini de artık adım gibi biliyorum.. o noktadan sonra ben kendi hayatıma döndüm.. yinede kopamadık işte.. arada kıskançlıklar o senin için niye bunu demiş.. bu kadın kim.. bu herif kim muhabbeti ortada dönüp durdu.. en son benim arkadaşlarımdan birisinin düşüncesizliği tutup da resmin birine seviyorum lan seni yazana kadar bu böyle sürdü gitti.. her ne kadar ben öyle hoşlanma aşk anlamında değil, arkadaşca bir şey odluğunu bilsem de bunu bir başkasına hele de kaptana anlatmak mümkün değil..  zaten anlatamadım da.. oda anlamak istemedi açıkcası.. o zaman işte içinden geçen her şeyi söyledi.. şişmansın zayıfla dedi.. evlensek taşıyamam bile seni dedi.. işin yok düzgün bir iş bul dedi.. arkadaşlarının hepsi işe yaramaz kurtul onlardan dedi.. daha neler neler.. ben ne yaptım sesi mi çıkarmadım.. hatta bir kaç gün öncesine kadar onun için üzülmeye endişelenmeye devam ettim.. ne oldu.. yarım yamalak cevaplar, yedi kat elle konuşur gibi tavırlar..


Velhasıl millet, bende artık yoruldum.. elimden gelenden fazlasını ve fazlasını yaptığımı düşünüyorum artık.. başkası olsa bu kadar düşer miydim, tabi ki hayır! Ama söz konusu o olunca dünya umrumda olmuyor.. hala çok seviyorum.. keşke adam olsaydı da mutlu olsaydık diyorum.. bir dediğini iki etmeseydim.. ama birisi sizi sevmiyorsa ne yaparsanız boşmuş onu anladım.. onun beni yanında istemediğini.. beni hayatının bir parçası asla yapmayacağını anladım.. insan bunları kendisine bile itiraf etmek istemiyor ama gerçekler konuşulmayınca değişmiyor ne yazık ki.. bundan sonra benim yapabileceğim hiç bir şey kalmadı.. artık geri çekilme zamanı.. biz ne oluruz, o değişir mi, benim kırgınlıklarım geçer mi biliyorum.. zaman demiş adamlar.. zamanla her şey geçer...



14 Mayıs 2014 Çarşamba

Diyorum ya.. Bazen susmak gerek.. Vicdanın konuşurken edebini bilip susmak gerek!

Bencilim.. Düşünüyorum.. Hayatta en korktuğum.. Düşündüğümde bile nefesimi kesen şey ne diye.. Havasız kalmak! Düşüncesi bile darlıyor beni.. Nefesim kesiliyor.. Kapalı bir  yerdeysem dışarı çıkmanın yollarını arıyorum.. Kendimden düşünüyorum.. Sonra.. Ya onca insan diyorum.. Toprağın altında.. neymiş hava veriyorlarmış! Nereye? Kime? 

Dedim ya düşünüyorum.. Yani kim kollar bu adamların hakkını diyorum? Yani Soma'da bir maden işçisi olsam.. Kalkıp gitsem bakanlığa ben uygun olmayan şartlarda çalışıyorum desem.. Kim dinler beni? Bencilce diyorum ki o zaman.. Benim yerime kim konuşur peki? Sendika! Benim hakkımı devlete onlar savunmaz mı? Onlar demez mi benim adıma? Sonra yine bencilliğim tutuyor.. Benim hakkımdan benim güvenliğimden daha önemli herhalde diyorum 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkmak! Yoksa onun için ortalığa ayağa kaldıranlar benim içinde kaldırmazlar mı? Demezler mi işçi, çalışan, emek veren elleriyle inşa eder bir ülkeyi! Alnın teriyle, kirlenen elleri, yorgun bedeniyle ince ince inşa eder!

Bencillik işte.. Hep kendi derdimdeyim.. Düşünüyorum deli gibi.. İki gün sonra Soma şehitlerinden birinin oğluyla göz göze kalsam.. Ne diycem diyorum.. Kusura bakma ben evdeydim? Aslında biz Gezi'de hep dedik bunları ? Hepsi hükümetin suçu bana bakma? Muhalefet geçireydi o yasayı olmayacaktı ama işte buda senin kaderinmiş? hangisini diyeceğim bilemedim.. Hangi bahane daha vicdanımı rahatlatır..

Diyorum ya.. Bazen susmak gerek.. Vicdanın konuşurken edebini bilip susmak gerek! 

Sonrada tüm bencilliğinle dua etmek..  " Rabbim bundan sonrasının hesabını sen sor, biz bencil kullarına bırakma o tertemiz insanların vebalinin hesabını sormayı.. Biz yetemiyoruz artık.. Biz kirleneli çok oldu.. Artık kömür karasıyız herbirimiz.."