15 Temmuz 2011 Cuma

Otobüsümüz 10 Dk Mola Vermiş Olup, Çaylar Müessesemizdendir!

Yarın bu saatlerde muhtemelen yolda, denize doğru gidiyor olacağım.. Cumartesi sabahı otobüsten indiğimde deniz kokusu karşılayacak beni..

Kendi evi olunca insanın her ne kadar tatil moduna giremesede, denize girmek düşüncesi bile bir heyecanlandırıyor..

Düşünsenizze mayo? giyildi.. Plaj çantası? hazır.. Şıpıdık terlikler? ayakta.. Denize doğru yürüyorsunuz.. Güneş yakıyor omuzlarınızı.. Deniz kokusu geliyor hafiften rüzgarla.. Kumasala ayağınızı basıyorsunuz.. Offf ne sıcak lan bu kumlar!!.. Koş koş!! Hemen bir şemsiyenin altına girmek gerek.. Yandı ayaklarım ama ya!! İnsanlar koşuşuyor denizde.. Ahaa bak top oynayanlar var.. Çocuklar çoktan kaynaşmışlar.. Hemen eşyaları bırakıp denize doğru istekli ama ürkek adımlarla yürüyorsunuz.. Eee burası Ege öyle benzemez başka denize.. Kaz dağlarımı dersiniz yoksa İda'mı bilmem.. Kaynak suları denizi buz gibi yapmıştır kesin!! Önce bir adım.. Sonra bir adım daha.. Off yaa harbiden soğukmuş ha!! Geçen sene bu kadar değildi??

Düşünmesi bile güzel dememişmiydim ben size.. Herşey iyi güzelde en sevmediğim tarafı yolculuk kısmı benim.. Ben  uzun yol sevenlerden değilim.. Öyle yola baka baka, geze geze gidenlerden hiç değilim.. Belki sabırsızlığımdan belki uzun süre aynı yerde duramamamdan.. Git git bitmez bana yol.. Sıkıntısı bir gece öncesinden çöker..Kurarımda kurarım.. Sabaha kadar kim bilir kaç kez o yolu gider gider gelirim kafamda..

Takdir edersiniz ki, çok sevimli bir yol arkadaşı sayılmam bu durumda.. Bu yüzden mümkün olduğunca gece yolculuk yaparım.. Hem böylece tüm yol boyunca konuşmak zorundada kalmıyor insan.. Mide bulantısı yok.. Sıkıntı yok.. Gereksiz konuşup duran insanlar yok.. İkide bir birşeyler ikram eden host yok..


Mesela yolda birşey yiyip içmeyi hiç sevmem.. Ayy ikramları fırsat bilip ne varsa almaya çalışan, ikişer üçer alan beleşçi tipler vardır otobüslerde hani, çok sinir olurum onlara.. Bir keresinde ben istememiş olmama rağmen yanımdaki teyze, zorla cola almıştı bana.. Keten bir pantolonum vardı.. O yıllar çok moda Koton'dan almışım.. Tahmin ettğiniz gibi döküldü üstüme.. Ne kavga etmiştim kadınla.. Otobüsü falan durdurmuşlardı.. Hayat işte..

 Birde çoluk çocuk binip, çocuğu sürekli ağlayanlar vardır.. Susmak bilemez o çocuk.. Anasıda istediğini vermez.. Sanki tüm otobüs alkış tutacağız, " vay be ne iradeli anne "diye.. İçten içe söylenir tüm yolcular.. Bunların birde çocuk emanet eden türleri oluyor malesef.. İlk mola yerine girer girmez sizin inmeye niyeitniz olmadığını görür görmez "Ben iki dakka bir hava alsam gelsem? Siz burdasınız değil mi?"  Sanki paket emanet eder gibi çocuğu size bırakır iner aşağıya.. Siz hiç otobüste size cüzdanını emanet eden gördünüz mü? Etmez kimse ama çocuklarını bırakmak için bir yabancıya güvenirler işte..

 Arızayım yolda dedim ya.. Kimselere güvenmem öyle.. Ne konuşurum, ne cevap veririm sorana.. Binince yanımdakine kibarca bir merhaba iyi yolculuklar derim o kadar.. Birde inerken iyi günler.. Daha ne olacak akraba çıkacak değilimi ya..

Otobüs yolculuklarında mutlaka yanına alınması gerekenlerim vardır benim, el çantama atarım heman onları.. Bir:  ince bir şal.. Klimaların ayarı bir türlü tutmaz çünkü.. Çocuklu bir hanım "çocuk üşüyor kapayın" der kapanır.. Menepozlu bir teyze "amaan sıcak bastı açın "der açılır.. Bu yüzden tedbirinizi almak gerekir.. İki : uyku gözlükleri.. Evet biliyorum.. Millet size deli bu diye bakacak.. Kendi aralarında gülecek.. Ama tam uykuya daldığınızda belediye otobüsü misali mola verip duran otobüsler var halen.. Otobüs durdu, hoopp ışıkları yakarlar.. Kardeşim belki ben inmeyeceğim sana ne? Beni neden uyandırıyorsun değil mi?.. Üç : Bir ağrı kesici.. Siz çantanıza atında.. Klima çarpar.. Sinir basar.. Migreniniz tutar..  ve Dört: Leke çıkarıcı mendil.. Bildiniz.. Zorla size cola alan teyzelerin döktüklerini temizlemek için..

Sonuçta benim için en ideali, gece yolculuğu.. Derin bir uykuya dalıp gözlerimi denize açmak niyetindeyim.. Hani derler ya kuuuuşş gibi insan, bir orda bir burda azizim...