24 Temmuz 2011 Pazar

SAYIKLAMALAR..

Sabahın dördünde, bu defa Akçay'da terastayım.. Bu gün hesapladık.. Biz buraya gelmeye başlayalı 13 yıl olmuş.. Bana hala çok yeni gibi geliyor oysa.. Hala kayboluyorum mesela buranın sokaklarında.. Hala hangi köprü birinci hangisi ikinci çıkaramıyorum..

 Yeni bir adamla tanıştım.. Nasıl biri? Billmiyorum.. Çok eski kafalı.. Çok modern.. Çok akıllı.. Çok saf.. Çok bencil.. Çok kendinden veren.. Sadece konuşabiliyoruz.. Belkide en bilmem gereken bu.. Tek bir konuya takıldım aslında.. Benim uzun ilişkilerim olmaz dedi.. Gitmem gerekirse canımda yansa giderim.. Beylik cümleler mi.. Yoksa ciddi mi bilmem.. Belkide hepimizin, her ilişkinin başında kurduğu cümlelerden olduğu için garipsedim.. Aynı cümlelerle cevap verdim.. Tek farkla.. Benim hiç kısa ilişkim olmadı.. Vazgeçemediğimden değil.. Sevmeye saygısızlık edemediğimden.. Başkasının Hayat'ına kafama göre girip çıkma terbiyesizliğini yediremediğimden..

 Arkadaşım eşiyle tartışmış..Biri kalk git demiş.. Diğeri nasıl giderim diye düşünüyor.. Sonra duydum ki barışmışlar.. Bilemedim..Üzülmek mi gerek.. Yoksa sevinmek mi..

 Eski sevgililer her an dönebilecekleri inancıyla yollara düşmüş.. Her biri giderken benden yanlarına aldıkları parçayı sevgilerine şahit gösteriyor.. Ama ben zaten o parçamı aforoz etmemişmiydim onlarla giderken.. Şimdi geri gelen benden değil..

 Uzun yıllar önce bir erkek yüzünden kaybettiğim bir dostum vardı.. Asla geri gelmedi.. Pişmanda olmadım.. Zamanla vazgeçtim varlığından.. Yanında  olmamam onun için daha iyi, anladım.. Birde bir kız yüzünden kaybettiğim bir dostum vardı.. Varlığını baya aradım.. Kafamdakiler fakir kaldı.. Dostum geri geldi.. İçim bir garip rahatladı.. O yokken olan herşeyi anlatmak istedim uzun uzun.. Yıllar önce okuduğum kitabı, yeniden okuduğumu anlattım mesela.. Kitabın konusunu değil.. Neden yıllar sonra elimin bu kitaba gittiğini konuştuk..

 Yıllar sonra aynı kitabı yeniden okumak istedim birden dedim ya.. Sorularımın cevaplarının içinde olduğunu bilir gibi..  Hayyam'dan Hayat'la ilgili sorularıma cevap istedim önce.. Anlattı.. Nizamülmülkten varlıkla ilgili sorularıma yanıt istedim.. En son Hasan Sabbah'ta vazgeçmemekle ilgili öğüt aradım..


Merak sardı beni.. Yüzyıllar sonra hatırlanmak nasıl bir duygu acaba diye.. Bu adamda bunu yapmıştı desinler istedim birileri.. Kaybolmaktan korktum.. Ya da hiç bir şey yapamadan, Hayat'ta bir iz bırakamadan çekip gidivermekten.. Herkesin bir görevi var bu dünyada demişti.. İçten içe bildiği.. Ama ya cesaretsizlikten, ya umutsuzluktan, ya da bilemem ne sebepten unutmak istediği.. Belkide bu yüzden yarımız hepimiz..

 Başka bir zamanda yaşamış olsam, bir anlatıcı olurdum gibi geldi bana.. Uzun, kocaman, insanı alıp götüren hikayeler anlatan biri..

 Dünyada  görmek istediğim bir sürü yer var.. Pompei görmek istiyorum mesela.. Sonra Bastill  Hapishanesini.. Kızıl Meydanı.. Venedik'i.. Nil'de uyanmak istiyorum mesela bir sabah.. Bazen kafamda bir  ses vakit kaybediyorsun diyor.. Belki kader.. Belki tesadüf.. Belki de işaret ne derseniz deyin.. Ben turizmle uğraşmak istemiyorum dedikçe.. Kendimi hep orda buluyorum..

Aşık olmak istiyorum.. Salakça belki.. Ama deli gibi kıskanılmak istiyorum.. Hesap soracağım biri.. Hesap soracak biri olsun istiyorum.. Ama her defasında dünyanın en rahat insanları çıkıyor karşıma.. Kıskanmak yerine, ne zaman çekip gideceklerine dair cümleleri oluyor hep.. Belkide hepimizn cebinde var onlardan.. En baştan güvenmiyoruz birbirimize..

Bu gün ufak yeğenim evlenip evlenmeyeceğimi sordu.. Hayır dedim.. Hayat'ımı adayacak kadar değerli bir adamla tanışma şansına erişmedim henüz diyemedim.. Basit bir "hayır" dedim.. Ben evlenicem çocuklarım olacak dedi.. Ben ne olucam dedim.. Seni huzur evine vericem dedi.. Orda huzur bulurum umudu var içinde.. Onun için her kelime hala birebir karşılında.. Bizimse her kelimemizin ardında başka anlamlar yüklü.. Sanki her birisinin gölgeleri var gibi..

Evlenmeye niyetide olsa gece kucağıma yatıp, saçımı okşasana dedi.. Sütünü yaptık.. Yastığımızı aldık.. Terasta kucağıma yattı.. Ben saçlarını okşarken, ona aynı ona benzeyen bir prensesin masalını anlattım.. Uyudu.. Hepimiz o masalı içimizden tekrarlarken uyumuyormuyuz sanki diye düşündüm..

 Biz çok saf çocuklardık galiba.. Evlenicem demeye utandım ben hep çocukken.. Birisi takılsa, "Demesin öyle ya!!" diye ağlayanlardandım.. Mesela hiç sevgi ya da şevkat isteyemedim.. Saçımı okşasana demek aklıma bile gelmedi.. Garip çocuklardık aslında.. Sevilmekle, sevilmemek arasında kaldık.. Sevildiğimizi bildik, konuşma aralarında duyduk.. Ama hiç göremedik..

Dedemi hatırladım bu gün.. Birde tüfek kullanmayı öğrenelim diye lahanalarla yaptırdığı talimleri.. Yine bayram geliyor.. Bayram kahvaltıları bir garip o gitti gideli.. Masanın başında oturmadığından.. Belkide biz giderken arkamızdan kimse ağlamadığından artık..

Yarın yolculık var.. Şehr-i İstanbul'a.. Konstantinapolis'e.. Islambol'a.. Hepsi yüzyıllardır aynı değil mi.. Hiç anlatmadınız.. Ben yokken Kız Kulesi kavuşabildi mi Galata'ya?