28 Ağustos 2011 Pazar

Dağları Deldim Tek Başıma!!!


Burcum oğlak.. En önemli iki özellği: bir inat, iki merak.. Her burcumun özelliklerini okuduğumda mutlaka not düşülen bir şey vardır ; Merakınıza hakim olun..

Peki bu uyarı beni engelliyor mu? HAYIR.. Bu çocukluğumdan beri böyle.. "Ama neden?" diye sormadığım herhangi bir şey olduğunu sanmıyorum.. Hatta sevgili komşu teyzeme o kadar çok ama neden diye sorarmışım ki kadıncağız beni eve yollar, " Ah komşum Allah sana sabır versin" dermiş. Şimdi hayal meyal hatırladığım bir kaç kareye bakınca, kadına ben bile hak veriyorum..  Çünkü benim merakım öyle sınır tanıyan cinsten değildir.. Mesela;
-Bu ne?
-Bir kara sinek?
-Sinek olduğunu nerden anladık?
-Vızıltısından ve uçmasından
-Nasıl uçuyor peki?
-Kanatları var?
-Kanatları ona kim vermiş?
- Allah
- Ama neden?
-?????
-Kelebeklerde uçuyor, onlarda mı sinek?

diye  devam eden uzun bir konuşma.. Şimdi belkide normal görünen bu konuşmayı size 4 yaşında bir çocuğun yaptığını ve konun sonun gelmediğini bir düşünün..

Okula başlamam, okumayı öğrenmem ailem için sevinç kaynağı oldu.. Evin içini bildiğiniz kütüphaneye çevirdiler.. Her yerde ansiklopediler vardı.. Ne merak etsem hemen "Aa bak orda kitaplar, kendin araştır öğren" şeklindeki cevabıda hemen ardından yapıştırır oldular..

Büyüdümde durum değişti mi? Tabi ki hayır.. Tek farkı hayatımıza "google" girdi.. Direk sorduğuna cevap veren bir amca :) İnternetti, google'dı, facebook'tu, msn'di derken her merak ettiğimiz bilgiye, her merak ettiğimiz kişiye direk ulaşma imkanı yakaladık..

Ancak bunlar her zaman doğru cevapları almanızı sağlamadığı gibi, yanlış varsayımlara ulaştırarak sizi derin potlarada götürebiliyor tabi..

Mesela yeni facebook açmış platonik aşkınızın resimlerine bakıyorsunuz diyelim.. Nereye gider, kimle takılır ya da  hiç bişi olmasa kendini göreyim diye değil mi.. Sonra birden resimlerden birinde bir şey gözünüze takılıyor.. "Aha!! O parmağında parlayan bişi var!! o nedir o??"  "Yok canım yüzük mü o???  Kesin babasınındır, hatıradır.. Ama pek de öyle bir hatıra yüzüğü gibide değil bu?"

Ne yapılır bu durumda? Hemen danışma kurulunun, ilgili uzmanı aranıp durumu anlatırsınız.. Cevap gecikmeden gelir.. " Duvarına bir bak bakalım, öyle birşey varsa biri mutlaka bişi demiştir.." Harbiden ben bunu neden düşünemedim dersiniz.. Hemen tüm ayrıntılarıyla duvar taranmaya başlanır veeeee....
" Hayırlı olsun Pluto, senide kaybettik desene" diyen bir arkadaş görülür.. Şimdi kızların arasında böyle bir muhabbetin anlamı bellidir.. Bir erkek diğerini ne zaman kaybeder, evlendiğinde..

"Al sana merakın sonu.. Kurcalama dimi.. Yok illa öğreneceksin" diye kendi kendinizi yerken, kurulun ilgili uzmanı, yeni ipuçlarını merak ettiği için arar.. Olayı kendisine aktarır ve "Yapmaz o ben biliyorum o böyle biri değil" " Ben sorucam ona gerçeği" diye mızıldanılır..  Onayda çıkınca hemen bir mesaj atılır.. "Sen nişanlandın mı?"

......
.........
...........

Ahh o bitmek bilmeyen sessizlik.. Sonra bir mesaj sesi " Bildiğim kadarıyla hayırda, sen bunu nerden çıkardın?"  Ne diyeceksin? "Bildiğim bir iki şeyden" diye yuvarlak bir cevap verilir ve sevgili platonik aşkınız anında olayı çözer.. Attığı mesajda kibarca resimlerden birinde yüzüğü olduğunu ve nedenini açıklar.. Ki zaten sizin düşündüğünüzle bir ilgisi yoktur bile.. Sonra da ufaktan kafa bulur.. Duvarında sonunda facebook'a geldiği için senide kaybettik şakası yapan arkadaşları olduğunu gülücüklü mesajında iletir..

Evet.. Merak.. Çok kötü bir şeydir.. Hemde çokk..  Ha birde her gördüğünü, genele göre yorumlamamak gerek ... Valla.. İkisi bir araya geldimi insan ardıyla devirdiği dağlarla aya bile gidebilir.. Valla bak..Deneyimlerimden biliyorum..

Sonra mı? İşte bu şarkı dinleyip feyz alınır.. Kendim ettim kendim buldum!!!