25 Ağustos 2011 Perşembe

MİNİK AMA ÇOK MİNİK KABİLE

Geçen gün boş boş televizyona bakarken, içimden şöyle" Bizim Aile" , "Neşeli Günler" gibi birşey olsa da izlesek diyordum.. Ben çok severim o eski filmleri.. Neşeli, umutlu, hatta huzurlu gelir bana.. Mutlu olurum izledikçe.. Defalarca izlesem; hadi baştan deseniz, mısırı patlatayım hemen derim..

Bu gün şu "Bizim Yenge" dizisine denk geldim.. Aynı tadı verdi desem yalan olmaz herhalde.. Yayından kalkmasın diye, her gördüğüme, gerek överek gerekse zorla izletesim var ..

Dizi  bana direk bizim kabileyi hatırlattı..Ne yalan söyleyeyim, biz daha kalabalığız.. Şimdi hesaba vurursak; annemler 5 kardeş ve hepsi evli, kafadan 10 kişi.. Her birinin en az 2 çocuğu var, 10 kişide çocuklar etti mi.. Eh bu çocuklardan 2'si evli, onların da var birer çocuğu.. 4 kişide buradan.. Eh baba tarafı pek kalabalık değil ama onlar da var bir 3 kişi.. Toplamda minimum 29 kişi.. Buna annemlerin kuzenleri, aile büyüklerini de eklerseniz siz düşünün.. Biz bir aile değiliz efendim, Bildiğiniz "kabileyiz"..

İnsan, bunca kişi bir araya kırk yılda bir geliyordur diyor ama öyle tek tek işlerden zevk alan insanlardan değiliz biz.. Tek aile olunca sıkılıyoruz sanki.. Oldu mu hep beraber olacak illa.. Mesela 4 masa kurulacak yemek için.. Yemekler çifter tencerede pişecek.. Yemek yenmeden konulacak çaylar ocağa.. Yatıya kalınacaksa, gençler mecburi sabahlayak; yatacak yer yok diye..

Şöyle masaya oturma zamanı geldi mi, bir telaş olacak.. O; onu çağıracak, öteki diğer odadakine seslenecek.. Biri ufaklıkları toplayacak mesela.. Sonra masalardan kahakahalar yükselecek.. Biri ekmek isteyecek.. Öteki tuzu soracak.. Bir masadan diğerine geçecek sürahi.. Sohbet uzadıkça uzayacak..

Yemek bitip de, kalkıldı mı masadan; 50'likler salona geçecek.. Hatunlar sohbet ederken, erkekler cami için hazılanacak.. 20'likler balkona kaçıp gizli gizli sigaralarını içecekler.. 30'luklar bulaşığa çoktan başlamış olacaklar.. Ufaklıklara gelince, tabiki yakalamaca oyununa kaldıkları yerden devam edecekler..

Yemekti, toplanmasıydı bitti derken; çay faslı başlayacak.. Öyle bardak, tabak, kaşık, yok efendim  şeker.. Ne mümkün tek tepside.. Biri çay bardaklarını alacak, diğeri kaşıklarla tabakları.. Biri sehpaları çıkaracak, diğeri şekerleri hazırlayacak..

Sonra hepberaber oturulacak.. Gençler.. Yaşlılar.. Torunlar, torbalar.. Eskiler anılacak.. Gidenler yad edilecek.. Evlilik plaları yapılacak.."Eee bayramda köydemiyiz, yazlıkta mı?" denilecek.. İki dedikodu yapılıp, "Aman sende" denilecek..

 Her odadan ayrı bir ses gelecek.. Biri maça bağıracak, diğeri oyuncağını paylaşmayacak.. Biri tatlıyı soracak, diğeri dondurma arayacak.. Sodalar, çaylar, colalar, gazozlar, limonatalar, gizli gizli votkalara geçecek elden ele..

İnsan içinden "Amma gürültü yapıyoruz be" diyecek.. Sonra dünya küçükmüş, büyükmüş.. Dert varmış, keder varmış.. Sevgili gitmiş, yenisi gelmiş.. İşmiş, paraymış..Hiçbiri yokmuş gibi kendisini bu neşeli gürültüye bırakıverecek..