5 Eylül 2011 Pazartesi

Şöyle Gerildim Gerildim, Evrene Verdim Enerjiyi..

Beni bir okumanızı istesem? Valla şaka yapmıyorum ya.. Gidişimi hiç iyi görmüyorum ben bu aralar.. Başıma pek ard arda kazalar geliyor.. Belki batıl diyeceksiniz ama ben inanıyorum, kesin birinin nazarı değdi..

Neydi o hayvan? Ha, tavuk tavuk.. Pişmiş tavuğun başına gelmemiştir benimkine gelenler modundayım.. Evrene nasıl bir enerji verdiysem artık..

Biliyorsunuz giteden önce Vicks yutmuş ve sabaha çıkamayacağım, 3. sayfaya haber olacağım diye bir telaş yapmıştım.. Sonra burdan köye gittik..

Önce bir minik inek sürüsünün içinde kaldım- ki aklım çıktı, çocukken bir tanesi ben kovalmaıştı.. Oyüzden hala korkarım- sonra bulaşık makinasına normal sıvı sabun koyan sevgili ailem sağolsun,  makina etrafa köpükler saçmaya başladı, eh sonuçtan ıslana halının yıkaması  bana kaldı..


Akçay'a geçtik.. Gittiğimiz akşam terasta ayklarımı yıkadım, sen kay az kaldı kıryordum kolumu diye düşünürken, ertesi gün kapıya elimi çarptım.. Yüzük parmağım şişti, kıpırdatınca baya acıyo.. Allah'tan kırık yok diycem korkuyorum..

Ertesi akşam bir düğüne gittik.. Ama salonun ismini yanlış almışız.. Sevgili ekstra topuklu ayakkabılarımla 40 dakika yürüdüm.. Yok öyle düz yolda değil.. Baya toz toprak yolda.. Ayaklarım mı? Bir sürü baloncuğum var, deli gibi su topladı.. Kapalı ayakkabı giyemiyorum..

Dönüş için bilet bulamadık.. Bir tanıdık dönüyormuş, benle gelin dedi.. Tek sorun, arabada halı dokuma tezgahı var dedi.. Eh mecbur döncez, peki dedik; sıkışırız iki kişiyiz nede olsa.. Sabah çıktımı sana bir yolcu daha.. Oda bilet bulamamış, kıyamamış almış.. Arka koltukta ben,  kardeşim, tanımadığımız o kız bir de halı tezgahı geldik.. Dizlerimi hala hissetmiyorum.. Güneş de vurdumu bana yol boyunca.. Abartma sende demeyin, çünkü direk güneşe alerjim var.. Denizde şemsiyenin altından çıkmam.. Öğle saatlerinde öldürseniz dışarı adımımı atamam.. Kollarımın her yerini sivri yemiş gibi oluyorum.. Ki oldumda, sağ kolum kaşınıyo hala..

Bitti mi? Tabi ki hayır.. Şenlik devam ediyor.. Eve geldik..Kapıdan girdik.. Komşu kapıyı çaldı.. Oğlu anahtarı unutmuş da verebilirmiymişiz.. Dalga geçyo sandım ya.. Sürekli bunu yapar bende sürekli hayır derim- hiç sevmem öyle şeyleri, o kadar mühimse otur evinde bekle.- Yemeğe gidicem dışarı kusura bakma dedim, kapattım kapıyı.. Kırılmış bana.. Sanki benimde çok içime oturdu..

Sonra maillerime bakarken, Murat diye birinden gelmiş bir mail gördüm.. İşte Prensescim beni görmek istemediğini biliyorum.. Bana çok kırgın ve kızgınsın eminim.. Ama senden vazgeçmeyip en azından burdan yazmana devam edicem falan filan.. Yazıyorda.. Ama arkadaş kim bilmiyorum.. Hatırlamıyorum yani.. Beni tanıdığını maillerinden çıkardım.. Karıştırmamış yani belli.. Arkadaş kim, hiç bir fikrim yok.. Soramıyorum da, ne diycem pardon sen benden vazgeçmiyorsun anladım iyi güzelde se kimsin? Bir sapığım eksikti oda geldi sağolsun..

Neyse bu güne geleyim ben.. Yeni aldığım üstü beyaz altı çiçekli elbisemi yıkayayım dedim.. Sonra aklıma geldi.. Elde yıkada dedim bakarsın renk verir.. Renk vermek ne ki? Bildiğin sulu boya ile boyamışlar.. Oda boyadımı elbisenin beyaz yerini.. Koydum üsütünü çamaşır suyuna, yürüyüşe gittim.. Geldim çıkmış.. Sıktım, asmaya götürdüm.. Asarken altı değdi beyaz yere.. Öyle hani hafiften.. Hemen mi boyar ya!! Beyaz kısımda kırmızı bir nokta var şimdi..

Tabi bu arada saçıma zeytinyağ maskesi yapıp, duşa girdiğimi ve suyun bir türlü ısınmadığınıda söylemem gerek.. Çıktım, kombi bozulmuş.. Su kaynattım, biraz zor oldu tabi zeytinyağ malum..

En son olarak oturdum, bizim ufaklığa Işıl'a gitcem ben ya beni bir okusun dedim.. Başıma gelmeyen kalmadı.. O sırada kuzu girdi nete.. Morali sıfır.. Yani ben onu okusam yeridir..

Beni okuyun valla.. Kendimden endişe içindeyim ben.. Hatta bir süre baktınız ben bişeyler yazmıyorum, bir kontrol ediverin.. Evde de yalnızım valla..