4 Ekim 2011 Salı

Azıcık Makale Gibi Oldu Ama Aklıma Geldi İşte..


Bence 1980-1985 arasında doğanlar olarak, bizler yönünü kaybetmiş sürekli şaşkın tipleriz.. Uzaylı gören masum köylü gibi, habire ağzımız açık aaa!! aaa!! halinde geziyoruz..



Tam her şeyin geçiş, değişim zamanında çocuk olmanın verdiği o tuhaf şaşkınlık üzerimize yapıştı kaldı.. Evet şaşkındık, çünkü ailelerimizde çok şaşkın bir haldeydi bizim.. Her şey inanılmaz bir hızla değişiyordu.. Uzay yolundan fırlamış icatlar artık her yerdeydi..


Televizyon evlerde vardı ama renkli televizyona yeni geçiliyordu mesela.. Büyük olay!! İzlemek için gazinolara gittiğiniz insanlar televizyondaydı.. Birileri sizin hayatınızı çekiyor, mahalledeki komşu ablayı karşınıza koyuyordu.. Bunun adına da dizi diyorlardı.. Müzik setleri çıkmıştı ortaya.. Yok muydu, vardı elbette ama set değildi.. Hoparlörlü, ayarlı olanları yeni çıkıyordu.. 


Sonra evlere telefon yeni geliyordu, o bile çevirmeli ağır telefonlardandı.. Telefonla beraber de kocaman sarı telefon rehberi veriliyordu.. Birini aramak ciddi paraydı.. Acil bir şey yoksa aranmazdı da zaten.. Hatırlıyorum köyde tek evde telefon vardı - hala o evi tarif ederken telefonlu ev derler- annanemle konuşmak için orayı arar çağırtırdık falan yani..


Öyle bir durumdu ki bizim ki, hem mavi hem siyah okul önlüğü giymiş tek nesiliz.. Onda bile bir geçiş vardı yani..


Herkes, ilk kez gelir düzeyi yüksek olanların aldığı, sonradan her eve giren bu yeni icatları sindirmeye çalışırken, biri çıktı " aha bu bilgisayar" dedi.. "Biz yaptık.. Herşeyi kaydeder sayar, senden benden daha akıllı.." Henüz televizyonun nasıl çalıştığını anlamamışken birde bunun şaşkınlığı eklendi mi sana.. 


Büyüklerin bile anlayamadığı bu düzeni biz çocukların anlaması yada büyüklerin bize açıklamaları tabi ki imkansızdı.. O yüzden  hep bir "oooğğvvv" nidası eşliğinde karşıladık olayları biz çocuklar olarak..


Yıllar geçtikçe teknoloji ilerledi.. Bu "oğğvv" nidasının bile yetersiz kalacağı bir yığın şey gördük.. Sindirebildik mi? Ben hiç sanmıyorum.. 


Bizden sonraki nesil için olduğu kadar kolay olmadı bu bizim için.. Sonuçta onlar bu durumun içine doğmuşlardı.. Bizse sürekli bir alışık olduğumuz durumun değişmesi halinden kurtulamamıştık.. Onlar zaten değişime doğmuştu.. Değişim, yeni fikirler, gelecek, uzay çağı mantığında bir hayata gelmişlerdi.. Bizse geçmişle gelecek arasında kalakalmıştık..


Bu gün,  bizim film diye izlediğimiz "Uzay Yolu" nu gerçek yapmalarında birşey kalmadı.. Ay seyahati yapmaya başlamak üzereler.. 


Gerçi bu şaşkın halimizi sadece bilimle sınırlamamak da gerek aslında.. Bu arada kalmışlık kültürel olarak da kaldı bence bizde.. Ne modern açık görüşlü olabildik, ne de gelenekçi..


 Mesela en basitinden bizim yaşta olanlara sormak gerek, gece dışarıda olsanız mesela 12.00 ya da 01.00 gibi içiniz huzurlu olur mu? Ben sorduklarımdan hep aynı cevabı aldım.. 


30 yaşına gelmiş ya da geliyor olamamıza rağmen bir huzursuzluk kaldı hep içimizde.. Çünkü gece dışarı da eğlenmek bir modernlik göstergesi olsa da, o saatte sokakta ya hırsız olur ya uğursuz lafını hep duyduk.. 


Din konusu bizde hep tabu olarak kaldı.. Hatta dikkat edin; yoga, karma gibi konuları en çok merak edenler ve buna karşılık en ön yargılı yaklaşanlar hep bizim nesil oldu.. Çünkü hep korktuk, "Bu aklıma yattı ama dinden çıkmayalım bir ya" demekten alamadık kendimizi..


Başka konularda da ne yaparsak yapalım, modern dünya, modern hayat, yenilik desek de içimizde hep bir acaba kaldı işte..


İlkokuldaydım bir gün eve dönerken arkadaşın biri bizi etrafına toplamış anlatıyordu.. "Amerika'da bir ocaklar varmış, 5 dakikada yemekleri ısıtıyormuş- evet mikrodalga oluyor kendisi-, ilerde telefonlar görüntülü olacakmış- skype da bunun karşılığı- , öyle bombalar yapmışlar ki oturdukları yerden bizi yok ederlermiş.." 


 Bunlar o zaman birilerinde duyulmuş sözler olsa da, biz çocuklar için inanılmaz şeylerdi mesela.. Görüntülü telefon ne demek ya!! 


O gün hayal gibi anlatılan pek çok şey hayatımızın içinde sıradanlaşmış ve hatta kat ve kat fazlasını görmüşken, hala şaşkınlık içindeyiz bence.. Hala çocukken dinlediğimiz hayal ürünlerini kullanıyor olmak biraz tuhaf gelir bence bize.. Diğer yandan bir sevimli halde vermiyor değil hani.. Hala şaşırabiliyoruz mesela..


Her gelen biraz daha durumu kabullenmiş geliyor.. Bizden çok daha az şaşıran çok daha kolay uyum sağlayan bir nesil  var etrafımızda artık.. Biz bilgisayarsız yaşayamazken, tablete geçmiş ve ona bağlanmış bir nesil söz konusu.. Abartı saymayın ama bu nesil sandığınızdan çok daha genç..