26 Eylül 2011 Pazartesi

Bir Kahvenin Boşuna mı Kırk Yıl Hatırı..



Türkler olarak biz de keyifli bir iş söz konusuysa, hemen kahve ocağa konulur.. Dostlarla sohbetten tuttunda, hayırlı ziyaretlere kadar her şey bizde Türk Kahvesi'nin kokusu yayılırken yapılır..

Komşuya "sabah kahvesi"ne gidilir.. İş yerine varınca bir "ayılma kahvesi" içilir.. Evde çamaşır, bulaşık biter eh " yorgunluk kahvesi" içmeden olur mu şimdi.. Akşam yemeğini yiyince de bir " keyif kahvesi" iyi gider..

Biz de bu geleneğe uyarak her fırsatta kahve için bahane yaratanlardanız.. Kızlar bir araya gelince ilk iş, biri kalkıp kahveleri yapar.. Şöyle bol köpüklü kahveler kaynadıkça kokusu yayılır eve.. Sohbet kahveyle beraber başlar.. 

Kışsa balkonda yağan yağmura karşı.. Baharda bahçede çamların altında.. Yazsa terasta şöyle gün batımına karşı içilen kahve ve ona eşlik eden sohbet gibisi yoktur..

Bir Türk Kahvesi'nin yanına en iyi iki şey gider.. Bir tabi ki şöyle kaliteli bir lokum.. İki bitter bir çikolata.. Unutmadan herkes farklı sever ama kahvenin tadı en iyi şekersiz çıkar..

Kahve diğer içeceklere benzemez pek.. Diğerlerini içersiniz geriye kirli boş bardaklar kalır..  Ama Türk Kahvesi içilince hemen fincanlar kapatılır.. Sohbet daha da bir koyulaşır..

Yüzükler fincanların üzerine konur.. Dilekler dilenir.. Fincanlar bin bir hayalle açılır..

Öyle falın adabını bilmeyen herkese de uzatılmaz fincan.. Sonra iki fincan aynı anda açılmaz.. Önce bekarların fincanı açılır mesela.. Bir fala bakılırken herkes dinler.. İyi habere sevinir, sıkıntıya üzülünür.. Gelecek güzel habere hep berber "inşallah" denilir..

Kimse geleceği görme derdinde değildir.. Maksat iki güzel söz söylemek, karşısındakinin moralini yükseltmektir.. "Ay için sıkılmış senin " ile başlayan fal, "Bak bak gördün mü sende?" il sürer.. Her falda mutlaka bir at görülür, ard arda develer gelecek kısmetlere yorulur.. Kuşlar hayırlı haberler taşır..

Fala bakılırken o konudan o konuya geçilir.. Sohbet sohbeti açar.. Dertler anlatılır, nazaralar kovulur.. Kahkahalar doldurur etrafı..

Belkide bu yüzden "Türk Kahvesi" bize hep "keyif"i hatırlatır..

23 Eylül 2011 Cuma

Bana Da Nazar Etme Ne Olur Bacım!!



Facebook sayfanızda, cep telefonunuzda, msn adresinizde bazı tipler vardır.. Hani liseden kalmıştır, üniversiteden sınıf arkadaşınızdır.. Samimiyetiniz yoktur da, merhaba merhabadan ibarettir ilişkiniz.. Hadi ayıp olmasın diye silemezsiniz de..

İşte o tiplerden bence var baya.. Pek sallamam, konuşmam.. Ancak işte doğum günüymüş, evlenmiş falan olursa bir kibarca tebrik ederim o kadar.. Bunların içinde buna saygı gösterenler olduğu gibi yalaka ve kıskanç tiplerinde olduğunu sizde tahmin edersiniz.. Hayatınız daki ilk olumlu değişiklikte birden kanka moduna geçerler.. Bir ilgi bir sevgi.. O kadarda belli olur ki ağzınızdan laf almaya çalıştıkları, zekalarına şaşar kalırısınız o derece yani..

Malum Kaptan'ın hayatıma girmesi ile beraber yeni bir sevgili sezonunu da açmış bulunuyoruz.. Nefret etsemde, facebooktan bunu ilan ettikten sonra başladı bu sevgi dolu "arkadaşlar"ın tebrik faslı..

Bunların ilki, önce hayırlı olsunla girdi konuya.. " Canım sevgili yapmışız, hayırlı olsun".. Ha yaptık çok şükür, kışa hazırlık işte.. Salça, reçel, erişte, bir de sevgili yaptık.. Normalde merhaba bile demeyen şahsiyet, bir anda bir sevgi yumağına dönmüyor mu deli oluyorum.. 

İkinci türü, soru sormaya başladı direk.. Ne iş yapıyor?, Kaç yaşında?, Ay resmi var mı? Hayır yani bu detayları sana bu saate kadar vermediysem, demek ki senle bu konuyu konuşmaya niyetim yok dimi.. Ama yok.. İlla öğrenecek.. Hatta o kadar aşırı sorular sordu ki , az kaldı akşam evine gidip kontrol edecek sandım o kadar yani..

Konuya ilgi duyan 3. arkadaş, en içlilerden .. " AA canım kaptan demek.. Yazık ya.. Kaç ay yok demiştin? Vah vah.. Kaptan ha? Nasıl olacak bilemedim ki?" En son üniversitede burası boş mu, oturucamda diye konuştuğum kız bildiğiniz kahroldu bana.. Öldü, bitti o derece yani.. Yazık ya, yazık ya diye diye içi çıktı hatunun..

Başka ne var derseniz felaket tellalı var , alırsanız.. Kaptan olduğunu anladığı anda başladı, o iğrenç espiri anlayışıyla.. " Kaptanların her limanda sevgilisi olurmuş kız.. Bak Ali kaptana"..

Kendisine "insan karşısındakini kendinden bilirmiş" demek geçse de, kuru bir gülümseme ile konuyu kapatmayı tercih etmek zorunda kaldım.. Zira ağzımı açsaydım, "Canım benim sen neden boşandın ya? Ben yeni duydum o olayı? Başkası mı varmış ayol?" şekliden Fatih Ürek vari bir sokak sohbetiyle cevap vermek gerekecekti..

Ve son numara.. Hani bazıları vardır ya bir zamanlar samimisinizdir de, artık değilsinizdir.. Ancak boşta kalınca ya da konuşacak kimseyi bulamayınca yanaşır.. Benim favorim onlar işte.. En yalaka halleriyle dibinizde biterler.. Yapmacık bir sevgi gösterisi.. Bir de konuşmalarından direk anlaşılır böylelerinin kıskançlığı..

İşte son olaya karışan arkadaş da bu cinsten.. "Sevgilin hayırlı olsun canım.. Senin için çok ama çok ama çok sevindim.. İnşallah bunu da kaçırmazsın - birde salak bir gülücük ekler-"

Bu cinse hiç tahammülüm yok benim.. Hiç cevap vermedim kendisine.. Yazdı, yazdı, yazdı.. En sonunda " Ay sevgili ile konuşuluyor galiba, bizim pabucumuz dama atılmış" dedi.. Seni atmak lazım damdan yalaka !! 

Hayatınızdan ne kadar bu asalak tipleri çıkarsanızda, bir şekilde merhaba diyecek kadar kalıyorlar işte.. Sizin ayıp olmasın hadi diye silmediğiniz bu tipler baya baya can sıkıcı olabiliyor.. En güzeli "hı hı" deyip geçmek herhalde.. Muhabbete girmenin gereği yok gibi.. Birde ardını kaşımak gerek ki en çok bunların nazarı değiyor nasılsa insana..

22 Eylül 2011 Perşembe

Sen Yokken Sevgili..

Sen yokken ben en çok sonbaharları sevdim sevgili.. Yağmurun sesini, senin sandım.. Ve kokusunda senden bir nefes aradım..

Sen yokken sevgili.. Bir sürü insan tanıdım ben.. Kimisini sen sandım.. Kimisine acılarımdan verdim.. Kimisi umutlarımdan çaldı.. Eksildim..

Sen yokken sevgili  ben, tam olmaya çalıştım.. Yarımlıklarımı, yaralarımı saklamayı öğrendim sen yokken.. Ve sen yokken kendime saklandım..

Yağmurlu bir sonbahar sabahında elinden tutup, ağaçlı bir yoldan yürüyüp gideceğimizi umdum..

Sen yokken sevgili.. Ben çok yalnız kaldım.. Sevemedim sevgili.. Dümdüz şartsız.. Kuralsız.. Doya doya sevemedim.. Sen yokken.. Ben hep sevdim sandım..

Kimselere seni seviyorum diyemedim sevgili.. "Bende" ler tuttu seni seviyorumların yerini..  Ve ben hep  seni seviyorumları geçiştirdim sevgili..

Sen yokken ben, çok yarım kaldım..

21 Eylül 2011 Çarşamba

Anne Ben Pıtırcık Oldum! Sevgi Pıtırcığı!!


Ben size bir sürü şey yazdım.. Sildim.. Yazdım.. Sildim.. Baya bir bunalım, baya bir dertliyim zaten, sormayın.. Kimin nazarı değdi, nasıl değidi bilmiyorum ama neye elimi atsam bir yamuluyor bu aralar.. Eh arkadaşlarda aynı durumda olunca, biz baya baya arabeske bağladık.. 


Biri nişanı attı.. Şerefsiz herif cesaret edemediği için mesaj atmış.. Birinin acil iş bulması gerek, zira etrafındaki söylenme zinciri gitgide daralmakta.. Ben deseniz hem işsizim, hem de aşık olamıyorum bir türlü..



Tüm bunlar olurken, bunca hayatım boyunca, kırmadığım kadar bardak çanak kırdım.. Ki bir rekora doğru hızla ilerliyorum, bir takımın tamamını kırmışım.. Nasıl denk geldi bilemedim.. Eh 18 yıldır yemek yaparım, hiç yemek yakmışlığım yoktur.. Son 15 günde 3. yemek yakışım.. Anlayacağınız bol entrikalı, bol acıklı bir dönemdeyiz.. Yaprak dökümü tadında yaşıyoruz yani..

Baktım olmayacak düşündüm taşındım.. Sonunda hep olumsuz olduğumuz için bunların bizi bulduğuna kanaat getirdim.. Babanem hep kötüyü çağırıp durmasanıza diye kızar zaten.. O yüzden kötü düşünmeyi bıraktım.. Evet her konu için bir çözüm buldum kendime..

Mesela; gitti canım takım kıra kıra dimi? Ne oldu yerine, o bayıldığım incecik bardakları kullanmak zorunda kaldık.. Yemek masası daha bir güzel oldu..  Nişan işi ne olacak derseniz, belki yeni birini yaparız, beraber takılırız bende bulursam..

Hayal kurmak iyidir.. Bunalımdan korur.. Ucunda takılıyoruz bu aralar zaten.. Herşey çok güzel olacak demek gerek sık sık.. Hani Türk filmlerinde olur ya.. Birden böyle miras kalır.. Benim hala umudum var hayattan.. Bilirim şaka anlayışı biraz tuhaftır.. Eşşek şakasını sever sağolsun..

Ama hala Hulusi Kentmen'in bir yerlerden çıkacağını düşünüyorum ben.. Ardında da Adile Naşit..