30 Aralık 2011 Cuma

Kötü Arkadaş, Kötü Dost, Kötü..





Ben kötü bir arkadaşmıyım bilemiyorum.. Belkide bazen çok üstüne gidiyorum insanların.. Belki de bu yüzden anlamıyorlar beni.. Onlar sadece kendilerine dair bir saldırı görüyorlar.. Bense kendimin acısını çektiğim bir şeyi başkasında görünce dayanamıyorum.. 

İnsanlar acıyı pohpohlamaya çok meraklılar nedense.. Ağlak bir konu varsa mutlaka orada bir yığın insan görebiliyorsunuz.. Hepsi olan acıya kendi acılarnıda katıp, alevi iyice körüklerler.. O kendininkini anlatır, öteki berikininkini.. Alır başını gider bu iş.. Sonunda bir bakarsınız, aradan aylar geçmiş ama sizin tek konuştuğunuz konu acınız.. Başka hiç bir değişiklik olmamış.. Üstelik o kadar çok konuşulmuş ki, gram azalmamış.. Kanıksanmış hatta..

Helede acınızın kaynağı bir başka insansa, olayın nerelere varacağına inanamazsınız.. Herkes yakından bile tanımadığı bir adam/ kadın için sayarda sayar.. Hepimiz severiz birini suçlamayı.. Allah onun belasını versin.. Ayaklarına kapanır inşalaahh!!! Ama kimse, bunları söylerken kendisinin  size yaptığı hakareti fark etmez.. Hatta siz bile.. Sizin adam yerine koyduğunuz, değer verdiğiniz birine bunca hakaret aslında sizedir de.. Sizin tercihlerinize.. Sizin yaşadıklarınıza, hayatınıza.. Sizi siz yapan hatalarınıza..

Arkadaşlar, pohpohçular, canım ciğerimciler, ah benim kuzum yazık sanacılar.. Sizi sanal bir hayatın içine sürükler durur bir anda.. Adamın/kadının başına gelmeyenin kalmadığı, mutsuzluktan öldüğü, pişmanlıktan kavrulup kapınıza dayanacağı, Allah'ın onu cezalandırdığı, fellik fellik sizi aradığı bir dünyada bulursunuz kendinizi.. Mutlu mesut.. Sonra..

Sonra gece olur..  Başınızı yastığa koyarsınız.. O an konuşan sadece içiniz olur.. O teselliler hiç bir işe yaramaz.. Sizi pohpohlayan olmaz.. Ağlar ve öylece uyursunuz.. Ertesi sabah yeniden uyanıp, aynı oyuna kendinizi bırakırsınız.. Acınız? kağıt kesiği gibi.. Görünür ama görünmez..

Böylece günleriniz geçer.. Size unutturmazlar.. Nede siz unutmak için birşey yaparsınız.. Onun yokluğu ile kendinize yeni bir ilişki kurarsınız .. O hayatına devam ederken,  gezerken, eğlenirken, yaşarken.. Siz yaptıklarını takip eder, sonuçlar çıkarır, hatta üzerinize alınırsınız.. Facebooktan paylaştığı bir şarkı için arar hesap sorarsınız.. Defalarca.. Terslenirsiniz.. Yüzünüze kapatılır..  Onun hayatının köşesinden kıyısından arta kalanlarla kendinizi avutursunuz.. Siz günlerinizi peşi sıra harcarken.. O hayatının keyfini çıkarıyordur zaten.. 

Sizse avutucularınızla halinize yanmaya devam edersiniz.. Hergün işkencenizi dahada ağırlaştırarak..

Belkide böyle günlerde en çok, dostlarınızı kırarsınız.. En çok onların dedikleri saçma gelir.. Onlar sizi anlamıyor, onlar sizi önemsemiyor, onlar hissettiklerinizi bile sallamıyordur.. Kendi mutlu hayatlarının içinden konuşmak kolaydır.. Eee boşa dememişler.. Bekara karı boşamak kolay.. 

Ama en zoru dostunuzun kendini tükettiğini görmektir aslında.. Vakti zamanında değer verdiği birinin değiştiğini ve artık doğru insan olmadığını gördüğünüzde, onun buna rağmen hayatını harcamasına tahammül edemezsiniz.. Onun saatleri bile çok değerlidir gözünüzde.. Onun günlerini bunalımlarda geçirmek yerine neler yapabileceğini bilirsiniz çünkü.. Bilirsiniz ve sorgusuz sualsiz inanırsınız ona.. Susmak istersiniz.. Susamazsınız..       Siz aynı durumdayken, onunda size aynını yaptığını ve yine  yapacağını bilirsiniz.. Öylece bekleyemezsiniz.. Kötü olursunuz.. Anlayışsız olursunuz.. Acısını anlamayan, hissetmeyen olursunuz.. Olsun dersiniz.. 

Dost dediğiniz, sadece sizi dinleyen değildir.. Kötü günümde yanımdaydı, yok beni çok iyi anladı.. Dost dediğiniz şey kötü olacağınızı da bilseniz, onun hayatla arasındaki bağ olmaktır aslında.. O her koptuğunda sımsıkı onu tutabilmektir.. 

O istediği kadar söylensin, huysuzluk etsin.. Siz onun kendine inandığından daha çok inanırsınız ona . Hemde bir an bile şüphe duymadan..




25 Aralık 2011 Pazar

8,5 Saniye..




Eveeeet eskiler ne derler, gece başını yastığa koyunca soracakmışsın, bu gün ne öğrendim.. Bende bu yıl burnum sürtmekten aşınırken öğrendiklerimi sayacağım şimdi size.. Hazır mısınız??

1- Birinden hoşlanmıyorsan, hoşlanmıyorsundur.. Kasma, bunalma ve sabretme.. Evet sabretme ya.. Mesela iş yerindeki o kel maldan nefret ediyorsun dimi, ama senden başka kimse ne öküz olduğunu anlamıyor.. İstifa et!! Evet önce başka bir ders varmış tabi.. Her an gidebilecekmişsin gibi hazırlıklı ol!! Sonra ben bu insanla beraber çalışmam de, etik etik bırak işi.. Sonra millet o malla baş başa kalınca anlıyor senin ne demek istediğini.. Tecrübeyle sabittir..

2- Para biriktir.. Evet sonra dımdızlak kalırsın ortada.. Alışverişe hasret, gezmeye hasret.. Allah hepimizi korusun böyle günlerden!!

3- Erkeklere güvenme.. Güvenir gibi yap.. Ama en yakın arkadaşım, iş arkadaşım, çok çalışıyorum, memleketten tanıdık falan yeme..,

4- Bir adamın parası yoksa, başına gelecek iki durum var.. Ya senden para isteyecek ya da senin olupda onun olmamasını sorun edecek.. Ya konuyu hiç açma ya da hiç adama yanaşma..

5- Sen ne kadar alttan alırsan o kadar üstüne gelirler.. Susma!!! Çemkir gitsin.. Arada diş göstermek lazımmış, öğrendik..

6- Kıskançsan kıskancım de gitsin.. Sonradan sen kıskançlık krizleri geçirip kendini yiyeceğine, karışındakini yersin bari..

7- Arkadaşların sürekli evleniyorsa, sen bir o kadarda boşanan olduğunu düşün.. Birde arkadaşının çığlık çığlığa ağlayan bebeğini..

8- Dürüstlük iyidir.. Baştan paşa paşa konuşursun, boşuna beklentiye girmezsin dimi.. Öyle değil işte o iş.. Herkes dürüstlük kaldırmaıyooooorr.. Bir dur düşün.. 

9-Patronun bir sonradan görme olduğunu bilsen de bırak pilli diş fırçasıyla hava atsın.. Bozma adamı.. Yoksa ilk pohpohlayan senden kıymetli olur..

10- Annene mümkün olduğunca evet de.. Surat asmasını engellersin.. Hoşuna gitmedi mi? Sana da yedi yirmi dört kadnın gözüne görün demedik.. Minimum muhabbet bazen hayat kurtarır..

11- Birisi sevgilini başkalarıyla gördün derse, sana ne naaannn!! diye çemkirme.. Hemen konuya atla, bir sor noluyor, sen kimsin, nerden biliyosun.. Ona göre gardını al..

12- Bir adam aramıyorsa, mesajalara cevap vermiyorsa gitmiştir.. Boşuna kendini avutma.. Kim ne derse desin..

13- Platonik aşıksan bunu kabul et.. Platonik işte.. Adam karşılık vermeyebilir.. İlla verecek diye bekleme.. Bunu göze alabiliyorsan aşık ol.. Umut güzeldir.. Ama yerini şaştı mı işin var..

14- Temizlik imandan gelir.. Odanı temizle.. Yoksa sonra temizlemesi çok daha zor olabilir.. Hele de eşyaların yerini değiştirmek istediğinde..

15- Hastaysan, internetten asla hastalığını araştırma.. Kanser olduğun sonucuna ulaşman muhtemel.. Gözünü kapa doktorunu dinle..

16- 30 yaşındasın!! Amuda kalkmak, ters takla atmak için bayaaa bir ısınman gerek önce.. Mucize bekleme..

17-Slow şarkılar dinleme.. En fazla daha fazla hüzün dolarsın.. Nerede hareket orada bereket diye boşunamı demiş adamlar..

18- Facebook'tan eski bir arkadaşın yorum yapmışsa hemen şüphelen.. Hele erkekse hemen gardını al.. Muhtemelen arkasından: erkek arkadaşın var mı, neden evlenmedin sorusu gelir.. Kızsa da neden evlenmedin mutlaka diyecektir.. Kaaaçççççç!!!

19- Ayaklarını her halukarda sıcak tut.. Ne alaka deme.. Yap.. Resmi tatil günleri geldiğinde anarsın sonra beni..

20- Sırf katı beslenme.. Yumurtalar, peynirler, hamburgerle, bol ekmekler.. Ohhhh..Babanemin dediği gibi.. Tatlı tatlı yemenin acı acı çıkarması olur..

21-Her geride kala yıl kötüdür.. Kimse amanda ne mutluydum ben demez.. Sende demeyeceksin biliyorsun ki, bende.. O yüzden gelecek yıl olacak iyi şeylere odaklan.. Kesin senin burcunun bu yıl şansı dönüyordur..

22- Birini seveceksen öylece sev.. Böyle için çıkarcasına sev ama.. Gerisini koyver gitsin.. 
ve en son..

23- Dünya zamanına göre 70 yıllık bir ömrün karşılığı, güneş yani evren yılında sadece 8,5 saniye.. Bırak onu bunu.. Keyfini çıkar.. Bir kaç saniyen var nede olsa..

20 Aralık 2011 Salı

Yeni Yıl Yeni Yıl Herkese Kutlu Olsun, Yeni Yıl Yeni yıl Herkese Mutlu Olsun!!!

Pinned Image



Bi çay bi kafe latte'ciğim beni mimlemiş.. Mimlemiş ama sonra kendi kaybolmuş.. Yok böyle bir blog deyip duruyor yahu.. Ben yeni fark etmiş de olabilirim tabi, malum kendi çapımda takılıyorum bu günlerde pek..

Geleyim ben mime.. Yeni yıldan 15 şey isteyecekmişiz, doğru anladıysam.. Yanlış anladıysam da, beni böyle kabul ettiniz artık yapacak bir şey yok ..Önce mecburi olanlardan başlıyayım.. Belli mi olur tutar mutar..

1- Yeni bir iş fena olmazdı.. Sıkıldım artık evde photshopla eğlenip , Kaptan'ın vardiya saatlerini beklemekten yaa..

2- Şöyle bir 15 kilo kaybedeyim.. Tabi rejim yapmak gerek bunun için ama olsun.. Belki olacağı tutar, ne var..

3- Gerçekten değerli birisi girsin hayatıma.. (bu dilek başka bir şeyken sonradan değiştirilmiştir.)

4- Ve o gelen hiç gitmesin artık yanımdan, ben olsun..  (bu dilek başka bir şeyken sonradan değiştirilmiştir.)

5- İtalya'ya gideyim.. Pompei göreyim.. Bu nasıl dilek demeyim merak ediyorum ne var.. Birde Doğal Tarih Müzesi'yle, Lour Müzesi'ni merak ediyorum çok.. Evet evet, hiç keyifli bir gezi arkadaşı sayılmam ben.. Üniversitede bölüm seçerken tarih okusam, sonra arkeoloji okusam falan diye düşünüyordum hep.. Babanem "Aman bunun da aklı hep eskilerde hep ölülerde" demişti.. Haklı kadın diyeceğim ama yediremiyorum kendime..

6- Bölüm demişken; şu okul bitsin artık.. Ne akla hizmet 4 yıllık halkla ilişkiler okuyup, buna doyamayıp "birde işletme okurum lan ben" diye efelenirsin.. Bitmiyor arkadaşlar, kardeşler.. Bitmiyor işte.. 

7- Secret'ın ne olduğunu bu sene anlayayım Allah'ım noluurrr.. Bunca insan var diyorsa vardır, hiç şimdi yok demeyin.. İyi düşün.. İyi düşün.. İyi düşün.. Bol para düşün, bol para düşün, bol para düşün..

8- Alışveriş yapayım.. Ama öyle böyle değil.. Çılgınlar gibi olsun, olur mu? Böyle topuklu ayakkabılar, elbiseler, çantalar, paltolar alayım.. Alayım alayım doymayayım, yeniden alayım öyle olsun..

9-Photoshop CS5 için türkçe yamayı bulayım.. Böyle zor oluyor.. Kaptan'ın yanından kardeşini, el yordamıyla kes, kendini ekle.. Sonra renkleri ayarla.. Birde bunları yarım ingilizcenle yap..  Çok zor çookkk...

10- Yeni bir dil öğreneyim ben bu yıl.. İngilizce olmasında, ne olursa olsun ama..

11- En önemlisini unuttum ya, geçsin bu hastalık!!! Bende ne bulursam özgürce yemek istiyorum!!

12- Bu yıl zamanımı bol bol gezerek geçireyim.. Abla, kardeşler (bende bir tane normal yumurta bir tanede süpriz yumurta iki adet mevcut da )sinema, tiyatro, sergi dibine vuralım.. Full kültür kelebeği olalım bu yıl..

13- Mümkünse bu yaz bikini ile gireyim denize.. Mayokini bile olsa sevmedim ben mayoyu.. Kötü hissediyorum kendimi yaa.. Sanki herkes bana bakıp bakıp, tombula bak lan mayo giymiş diyor gibi geliyor..

14- Son iki dileğimi tüm ailemiz için isteyeyim.. Mesela bizim sarı ördek matematiği çözsün.. Ona matematik anlatmak.. Oyy oyy diyorum size..Yüzüme bakıp "64 den 12 çıkar mı hiç hala!!! " derken ki endişe ve şaşkınlık dolu ifadesi gözümde.. 

15- Hımm son dileğim.. Tüm yıl dilek dilemeye devam edebilecek kadar iyimser olayım.. Evet evet benim gibi melankolik bir depresif için en iyisi bu oldu..

Amiiiiiiiinnnnnnnnnnnnnnnnn

14 Aralık 2011 Çarşamba

Minik Dünyan'nın Dev Adalet Sistemi




Amerika'da bir internet sitesinin kurulduğundan söz etmişti fi vakitte bir arkadaşım.. Ayrıldığınız sevgilinizle ilgili, bu siteye girip bilgi bırakabiliyorsunuz.. Sizden sonraki sevgilisi de girip buradan bilgi alabiliyor. Hani bize göre değil bence.. Bana ne yani, ben ayrılmışım bide benden sonrakine bilgi vereceğim, olduuuu.. Tek bir konuda olabilir diyordum.. Adamın kötü özelliklerini yazabiliriz.. Oda hani adam kıskançtır, insanı bunalıma sürükleyecek kadardır, işte o zaman acırım yeni gelene...

Ben düşüne durayım, zaten evrenin kendi içinde varmış böyle bir sistemi.. Dün gözlerimle bizzat şahit oldum.. Gözünü sevdiğim evren zaten kötüyü mimleyip, sağa sola adını yayarmış da bizim haberimiz yokmuş.. İlahi adalet işte..

Dün Işıl'a gittim bizim ufaklıklardan biride oradaydı, tesadüf.. Bloglardan konuşurken, eskiden sözlükler vardı muhabbeti açıldı.. Oralarda yazardık falan dedik.. Bizim ufaklık "aaa ben ekşi sözlükte yazıyorum hala" deyince bende eskiden birebir sözlükte yazardım dedim.. İşte bu cümle, bildiğiniz koman bir samanlığa kibriti çakmak gibi oldu.. "Nasıl, ne zaman, yazıyordun abla", ile başlayan konuşma aldı başını çoook eskilere gitti.. 

Sözlükte o vardı, bu vardı derken, "Berna vardı biliyor musun onu" dedi.. Bir de şerefsiz baytar  vardı.. AA dedim bilmez miyim, o baytar eski sevgilimdi benim.. Nasıl yani dedi, Berna'nın da?? Biliyordum tabi.. Şerefsiz baytarı da biliyordum.. Berna'nın sevgilisi olduğunu da.. Benden sonra zavallı kıza sarmıştı herif.. Tabi o zamanlar böyle düşünmüyor insan sayıyor içinden ama, kızla tanışınca fikrin değişiyor işte..

Adam vakti zamanında gereksiz değer verdiğim biri olarak kaldı bende.. Sayemde okuldan mezun oldu.. Yoksa vereceği yoktu o dersleri.. Evlenelim falan derdi.. Görenler bu adam nasıl aşık bakıyor böyle derlerdi.. Eh yaş da ufak kanıyor işte insan.. Ötesini berisini kurcalamıyor.. Çok şükür aldatmaya meyilli olduğunu anlayacak kadar basmış da kafam, yakalamışım adamı.. Hatta Berna'yla telefonla konuşuyor, bana memleketten arkadaşım arıyor diyordu adam.. Berna'ya da ayrıldım ama peşimi bırakmıyor işte diyormuş.. Tabi bunları biz Berna'yla durumu fark edip konuşunca, öğrendik.. Adam bu arada arkadaşlarımıza da, kız evlilik diye tutturdu dermiş.. Allah'tan insanlar evlilik için daha erken ya deyip durduğunu biliyorlardı da inanmamışlar zat-ı alilerine.. Ne var ki hayatımın ciddi bir kısmının içine etmiş, erkeklere ve insanlara güvenimi kırmış,  kişidir arkadaş.. Uzun süre sindiremedim bu durumu ben.. Ondandır yani gözümde herkes çekip gidecek kadar bencildir..   Kendisi de dahil hiç kimseye seni seviyorum diyememiş olmamın temel nedenidir de.. Çok şükür ki Kaptan'ım sağ olsun.. Bunlar çok gerilerde kaldı onunla ve birine seni seviyorum demeden ölmeyeceğim.. Neyse konuyu uzatmayayım daha fazla.. 

Konu açıldıkça; konuştukça adamın sözlükteki tüm kızlara asıldığını, hepsinin peşinden koştuğunu, hepsine bir çıkma teklif ettiğini, hatta başka şehirde oturanların yanına bile gittiğini öğrendik.. O kadar bu işin cılkı çıkmış ki, artık sözlüğün adı çıkmış.. Kızlar yazmak istemez olmuş ve bırakmışlar.. En son olarak da sözlük kapanmış.. En tuhafı Türkiye'nin bir yığın yerinde, adamın adını söyleyince şerefsiz diyen kızların olması herhalde.. Hesapladık kafadan 20 tane kız bulduk.. Şimdiki sevgilisini bile aldattığı rivayet ediliyor.. Kızcağızın haberi yokmuş bile.. Beraber yaşıyoruz, mutluyuz diyormuş.. 

Dünya cidden ufacık..  Bunca zaman sonra hiç aklıma gelmezdi, bu konuların buradan açılacağı.. Sonuna kadar inandım, dünyanın gerçekten bir adalet sistemi var kendi içinde.. Ve cidden dedikleri kadar var, tutuyor ahım herhalde..






13 Aralık 2011 Salı

Teenage Hafifliğinde Günlerim





Ooo size bir yığın şey yazdım yine.. Sonra hepsini çok ağlak buldum.. Baktım ki son zamanlarda hep de ağlamışım ben.. Halda ağlıyorum yanlış anlamayın.. Öyle abuk sabuk ağlayan biride değilimdir ama zamanla insanınn sinirleri gevşiyor kanaatimce..

Mesela 2012'yi izledim.. Gemi gördüm kaptanıma ağladım (3 gündür kendisinden ses seda yok, terk edildiysem de haberim yok.. Ya da seferdeler zamanı yok..).. Yok efendim  gemiye zavallı insanları aldılar, sevindim ağladım.. Düşünün yanii.. Alt tarafı bir dünyanın yok olması filminden neler çıkardım kendime.. Ama diğer yandan o kadar sakinim ki, görseniz bu defa siz ağlarsınız.. 

Her şey olacağına varır.. Elimden gelen sadece günümü yaşamak.. Sevgiliyle de devam edecekse o yırtınsa da eder, yok bitecekse de ben yırtınsamda biter, Allah istedikten sonra bize  halt yemek düşer diyorum.. Sanırım hafif bir depresyon geçiriyorum..

Bir kere daha olmuştum ben böyle.. O zaman ne olmuştu hatırlamıyorum.. Ama televizyonda Saddam bir konuşma yapıyordu.. Bu adamı neden konuşturuyorlar, savaş çıkardı bu adam diye takıldım..Evde de yalnızım ne ağladım var ya size anlatamam.. İçimi çeke çeke hemde.. O kadar ki kalkıp kumandayı alıp kanalı değiştiremedim.. Var bende de biraz manyaklık kabul etmek gerek şimdi..

Umut var içimde.. Bir yandan da endişe.. Böyle biri kırmızı, diğeri mavi iki sıvı düşünün.. Birbirlerine doğru ilerliyorlar hızla.. Bazen biri ötekini geçiyor, bazende diğeri ötekini.. Öyle bir takılıyorum ben yani.. 


Dizi izler gibi.. Bekliyorum işte yeni bölümü.. Kafamda sevgili yeniden ayrılalım derse ona diyeceklerimin provasını yapıyorum.. Mutluluk bize verilen bir hediye ve sen bunu ziyan ediyorsun.. Hiç bir şey olmasa günaha giriyorsun bunu bil.. Asla benim gibi biriyle olamayacaksın.. Bu kadar kimseyle uyumlu olacağını sanmam.. Bu kırk yılda bir denk gelir.. Sen bilirsin.. Diyeceğim sözde ona ama eveeett sizde bende biliyoruz.. Peki nasıl istersen öyle olsun.. Kendine iyi bak, her şey için teşekkür ederim deyip konuyu kapatacağız.. Yani, ayrılmaya karar vermiş birine, edeceğiniz hangi laf koyar ki? Adam vermiş kararını dimi..


Böyle işte.. Amcamı kaybettim, sevgilimi kaybettim (evet evet, daha kesin değil o.. iyi düşün iyi olsun, iyi düşün iyi olsun).. Sanırım hafiften kendimi de kaybediyorum.. Öylesine takılıyorum zaten bu aralar.. Teenage Teenage.. 

Her şeye rağmen tekrar ediyoruz.. İyi düşün iyi olsun, iyi düşün iyi olsun, iyi düşün iyi olsun.. Sizde söyleyin ki daha etkili olsun.. Belli mi olur gelecekte ne olacağı.. Birde düğün blogu açarım size.. Sinerji lütfen arkadaşlar hadi..




11 Aralık 2011 Pazar

Ben şimdi bir melek olsam..


Mutluluk ve Sevgi



Sevgili karşıma geçti ve bunca şey hiç yaşanmamış, bu kadar mutlu olan biz değilmişiz gibi " senin eski sevgilinle tatile gitmiş olmanı sindiremiyorum" dedi.. Başka hiç bir problemi olmadığını, benle çok mutlu olduğunu ama bunu hazmedemediğini de defalarca söyledi.. Bizim bir geleceğimiz sırf bu yüzden olamazmış.. Ayrılalım daha fazla bağlanmadan dedi.. Ne kolay dimi bir şeylerden vazgeçmek.. Kurduğunuz 3 cümle hepsi..  

O gece sabaha kadar ne çok ağladığımı ne kadar içimin yandığını anlatmama gerek var mı hiç? Baştan beri sizde bu ilişkinin içindesiniz zaten.. En ufak bir kavgada ne hale geldiğimi bildiğinize göre bunda nasıl olduğunu varın siz düşünün..

Sonra ertesi gece.. Bambaşka bir şey oldu.. Ayhan Amcamı kaybettik.. Her şey bir anda oldu.. Kapı çaldı.. Teyzem  geldi.. Babama Ayhan pek iyi değil bir gelsene derken.. Evden ufaklığın dedecim diye ağladığını duyduk.. Her şey saniyeler içinde oldu bitti.. Saniyeler içinde  benim melek kalpli amcam gitti..

Öylece ortada kaldım.. Ağladım..ağladım.. ağladım.. Hiç durmadan.. Hiç nefes almadan.. O içeride yattıkça onunla bir kez daha konuşamadığım için ağladım.. Yanına gidemediğim için ağladım.. Onu daha iyi tanımadığım için ağladım.. 

İki gün boyunca evi dolduran insanları görmezi gerekliydi.. Zengin, fakir, güzeli çirkin, akıllı, saf, iyi, kötü,çocuk, yaşlı.. Her türden insan.. Hepsi ne güzel gülerdi dediler.. Ne güzel gülerdi cidden..

Bir adam; bir dergahta dine kendini adamış bir insan, İstanbul dans şampiyonu, romantik bir sevgili, disiplinli bir dede, üç yabancı dil bilen bir İstanbul insanı.. Ardından akın akın gelen insanlar.. Ve hep aynı cümle ne güzel gülerdi.. 


Nasıl yaşamak istediğime işte o zaman karar verdim ben.. Kim olmak istediğime de.. Kimsenin koyduğu sınıflara sığmadan.. Kimsenin kalbini kırmadan.. Kendim gibi.. Mutlu ve bunun için dahada mutlu..

O olursan, o olamazsın diyenlere inat, olmak istediklerimin hepsi olarak.. Hatalarımı cezalandırmaya çalışanlara inat, o hataları kabul edip tekrarlamayarak.. Fikrime, hayatıma, geçmişime, kendime ve geleceğime sahip çıkarak.. Gün geldiğinde ne güzel gülerdi diye anılarak..

Tek gerçeğimiz var.. Ne yaparsak yapalım.. Ne söylersek söyleyelim.. Her şey olması gerektiği gibi olacak.. O zaman kimseyi kırmanın anlamı kalmıyor.. Tıpkı bir dizi gibi.. Siz o karaktere sinir olsanız da bir daha ki bölümde yine olacak.. Sevdiğiniz oyuncuya odaklanın..

Sevgiliye gelince ayrılık konusunu kapattı.. Dediklerinin arkasındaymış hala.. Ben böyle üzgünken bunlar konuşulacak şeyler değilmiş.. Bunları konuşacak çok zamanımız olacakmış.. İçimde bir sıkıntı var.. Konuyu kesinleştiremediğimiz için.. Sadece o kadar.. Beraber olacaksak oluruz.. Yoksa ne yapsak zaten boş..

İki güzel laf duydum gelenlerden.. 

"Allah her insana mutluluğu ve sevgiyi verirmiş.. Ama gerçekten hak edip etmediklerini de sınarmış.. Her iki tarafında sınavı başka başka olurmuş..  Sınavı geçemeyenin elindekini alırmış.. "
 
" Allah bile kullarını hemen yargılamaz.. Onların yargılanmasını kıyamete bırakır.. Bekler ki hatalarını anlasınlar, düzeltsinler.. Düzeltirlerse de affeder, siler, kapatır konuyu..  Ama bizle o kadar kendimizi büyük görür olduk ki, herkesi yargılama hakkını kendimizde görüyoruz.. Pişman olmuş, değişmiş demek yerine.. Yaptığı hatayı anlatıp duruyoruz ve kendimizce ona cezalar biçiyoruz.."


İyi olucam biliyorum.. Her şey iyi olacak.. Bir kitap yazmakla, bir film çekmekle yada ne bileyim bir icat yapmakla iz bırakılmıyormuş.. Yargılamadan gülümseye bilmek bazen çok daha iz bırakıyormuş.. Tarihte değil belki ama insanların kalbinde .. Ruhunda..








6 Aralık 2011 Salı

Cipiniz mi Var Benden Habersiz?




Herkesin sinir oluyorum dediği bir şey vardır ya benimki de bu sorup, sonra kendi kendine tribe girip, sonrada ben sadece fikrimi söyledim denilmesi.. Sonra sen "yanlış anladın yahu konulu" istediğin konuşmayı yap.. Ben tartışmak için demedim.. Benim fikrim bu.. İyi güzelde beni yanlış anladın.. Birde zan altında bıraktın.. Hani derler ya gözlerinden ateş çıktı diye, işte o durum bu durum bende..

Sevgiliyle eskileri konuşmaktan nefret ediyorum ya bildiğiniz nefret ediyorum.. Çünkü sonunda nasıl oluyorsa oluyor ben kendimi suçlu ve birden o kendi fikrini söylerken buluyoruz.. Sonrası ya çok kızıyor beni dinlemeden çekip gidiyor yada ben alttan alana kadar konu uzayıp gidiyor.. 

Bu günkü konumuz? Evet bu günkü konumuz çok alakasız bir şey.. Bilgisayar.. Bildiğiniz bilgisayardan konu nerelere geldi bilseniz.. Ben ilk bilgisayarı babam ben orta okuldayken aldı dedim, sonrada lise ikide yenisini aldı falan.. Önce zaten o nefret ettiğim "siz zengin misiniz geyiği "geldi.. Sanki ben param var bak demişim, onunla hava atıyormuşum gibi.. Bir şey demedim.. Sonra üniversiteye geldi konu.. İzmit'te evim vardı falan dedim.. Yıllar geçmiş falan.. Gayet normal bir konuşma dimi bu, sonra ben evimi severdim de ev arkadaşımın sevgilisi her gün bizde kalmaya başlayınca ben evden ayrıldım dedim.. Buraya kadar abuk bir şey varmı siz söyleyin.. Sonra senin sevgilin va rmıydı dedi.. Vardı da dedim gelip kalmazdı.. Yani o kadar umrumda değildi dedim.. Filmde burada koptu zaten.. Birden ben kimseyi umursamayan ama sevgilim diyen biri oldum.. Nasıl oldu demeyim tüm kadınların suçu benim üstüme kaldı.. Bir ben miyim kardeşim büyüyen ya.. Çocuktum üniversite okurken.. Ne.. yeni liseden çıkmışım çok mu umrumda;  sevgilim varmış yokmuş.. Yeni dünya, yeni hayat yeni insanlar.. Adam beni terk etmiş, amanda benden şikayeti varmı, kim takar.. Ben o okulu kazanmak için nerlerimi yırtmışım onca yıl..

Yok anlatamadım ben bunu.. Konuyu kapattık tabi ki ben suçlu olarak.. Bir ben mi yaşayarak öğreniyorum anlamadım ki.. Herkes anasından çiple, yaşam tecrübesi yüklü olgun insanlar olarak mı doğuyor.. Yoksa ben mi salağım illa yaşamadan öğrenemem diyorum.. Nasıl bundan nerdeyse 7 sene önceki benle şimdiki ben bir olur.. Var mı içinizde Allah aşkına aynı kalan? Ben mi salağım acaba geriden geliyorum bana birisi desin bir zahmet..