31 Ocak 2012 Salı

Daha da Kar Kalkmadan İş Miş Görüşmem!!




İş görüşmesine gitmek için son 33 yılın en soğuk gününü bulmak bir başarı kabul ediyorum.. Ama asıl başarı yukarı yürümeye üşenerek, gelen arabaya binip en alakasız yere gitmek ben size diyeyim..

Şimdi cuma günü için bir iş görüşmem vardı benim.. Baktım soğuk, birde kar var.. Eh zaten biliyorsunuz keyfimde yok.. Hiç çıkasım gelmedi.. Aradım pazartesi olsun dedim, onlarda dünden razıymış hemen olur dediler.

Ben nereden bilirdim, bu günün son 33 yılın en soğuk günü olduğunu? Gece ufak ufak kar yağdığını gördüm "aman ya ne olacak, bu tutmaz" dedim yattım.. Sabah da odamda bir aydınlık var görünce, sevindim kendi kendime - daha yataktayım o sıra-" güneşe bak be" dedim.. "Bu gün giderim hemde hava almış olurum.. Elbise giyeyim, topukluda çizmelerimi.." Hıımm giydim giydiim.. Nasıl aldım havamı da ohh..  Bir kalktım yataktan o gördüğün ışık, çamlardaki karlara vuran güneş ışıklarıymış..

Eh artık iptal edecek yüzümde yok, mecbur gideceğim.. Çıkarttım paşa paşa botlarımı, kot pantolonumu, kalın kazağımı.. Gideceğim yer Kavacık.. Ancak otobüsle giderim dedim.. Baktım ki akbil boş.. Şimdi iki seçeneğim vardı.. Birisi aşağıya yürüyüp akbili doldurup bir 20 dakika yukarı yürümek ve Kavacık kavşağına giden arabaya binmek, diğeri direk 10 dakikada yukarı çıkıp otobüse binip akbiliniz var mı demek. 

Tabi ki aşağıya gidip, sonra yukarı yürürüm ben dedim.. Giyindim süslendim.. En sempatik halimle tam kapıdan çıkacağım babam sordu nasıl gideceksin? Anlattım uzuuun uuzuuunn... "Ne yukarı yürüyeceksin aşağıdan bin Üsküdar arabasına, oradan git" dedi.. Neyse ben bakarız ya diye çıktım evden..

Aşağıya indim, akbili aldım.. Anaa Üsküdar arabası!! Hem de boş!! Bu karda bu fırsat kaçırılır mı dedim bindim.. Ay bir mutluyum bir mutluyum.. Ta ki Üsküdar da inip de o minibüsçüye Kavacık arbası sorana kadar.. "Ne Kavacığ'ı abla buradan araba yok oraya" dedi herif ya!! Sen onca soğukta,  Üsküdar'ın o temizlenmemiş buzlu kaldırımın da yürümeye çalış, sonra araba yok..

Neyse konu iyice sıkıcı olmadan toparlayayım ben.. Tekrar bir arabaya bindim.. Gittiğim yolun yarısını geri gelip, ilk yukarı yürüyüp binmem gereken arabaya bindim ve toplasanız 45 dk içinde görüşmenin yapılacağı yere varmıştım.. 

Görüştük, tanıştık.. Onlar elektrik alamadım, diğer talipleri mide görmek istiyorum dedi.. Bende başka talip bakarım deyip çıktım.. Eve gelmem 50 dk sürdü.. Oda biraz trafik vardı, ondan.. 

Tabi ki babacığa daha kapıda başladım söylenmeye; "beni yolladın oralara da ben dondum da.. " O ne dedi? "Ne bileyim, oradan her yere araba var diye biliyorum ben.."

Ardımın donduğunu, Anadolu Yakası'nda uzuun ama çok uzun bir tur attığımı, durduk yere Kız Kulesini gördüğümü, deri eldivene rağmen ellerimi hissetmediğimi, üç otobüs ve iki minibüse bindiğimi, bir sürü insana "ben buraya nasıl giderim" dediğimi saymıyorum.. Sadece ama sadece.. Evden çıktığımda saat 11.00 eve geldiğimde 17.00'di  ve görüşme sadece yarım saat sürdü demek istiyorum.. El insaf baba ya el insaf..