26 Ocak 2012 Perşembe

Söylemeliydim..

b3ngü ne güzel demiş yorum yaparken.. insanın üstündeki en büyük hak sevgidir diye.. kim ne iddia ederse etsin, hepimiz en çok bundan çekeceğiz bence..

günler geçiyor.. içimdeki sıkıntı gitgide azalsa da, şimdi bir hırs kapladı beni.. hani Türk filmi klasiği vardır ya.. aldatılan kız intikam alır.. kafamda bununla ilgili senaryolar dönüp duruyor.. olmayacağını bilsem de, düşünmek iyi geliyor.. en azından eski güzel şeyleri düşünmeme engel oluyor..

kötü değilim, yanlış anlamayın.. öyle kahrolmak gibi bir durumum yok.. insanlar etrafımda dönüyor.. hiç bir şey olmasa onların bu çabasına bakıp utanıyorum.. boş boş oturup, sevmeyi bırakın; birine saygı duymaktan bir haber bir adam için dertlenmiyorum.. evet özlüyorum.. hatta bazen acaba ben ayrılığı kabul edeyim diye mi öyle dedi diyorum.. sonra resim geliyor gözümün önüne.. sarılmış iki kişi.. ikisi de gülüyor.. 

tuhaf geliyor bazen.. beraber resimlerimiz olmadığı için üzüldüğümüz günlerimiz vardı bizim.. hatta sırf bu yüzden  photoshopta üşenmeden birleştirdiğim resimlerimiz vardı. şimdi onunla gerçek resimleri var.. hem de bizim yanyana ilk resimlerimizi çektirdiğimizin haftasında.. garip geliyor.. ben geriden geliyormuşum gibi sanki..

kendi kendime kaybetmekten bıktım diyorum.. resme bakarken ne incecik kız diye düşünmüştüm mesela.. evet kız incecik ve uzun saçlıydı.. benim aksime.. tıpkı benim uzun zamandır uğraşıp da yapamadığım gibi.. hep yarım bıraktığım gibi.. daha fenası bir işi de vardır onun diye düşündüm.. kendine ayıracak kadar parası.. o an fark ettim ki, bunlarla kendime eziyet ediyorum.. 

bunların hepsine sahip bile olsa.. bilmediği şeyleri biliyorum ben diyorum.. sizde biliyorsunuz aslında.. 5 aydır ne kadar çok ağladım hatırladınız mı? kaptanın bencilliklerine, huysuzluklarına, inatçılığına hatta beni dinlemeden kapatıp çıkıp gittiğine.. ağladım.. size anlattım.. ama ona bir gün of demedim.. bir gün olsun kalbini kırmadım.. bir gün olsun sinirli konuşmadım.. denizdeydi çünkü.. tanımadığı bir sürü adamla beraber, bilemem hangi enlemin hangi boylamındaydı.. ben hep sorun çıkarma dedim kendime.. sus ve sorun çıkarma.. zaten yeterince zorda.. 

o daha bunları bilmiyor.. ne garip.. şimdi yanında benim kaptanım.. sıkı sıkı ona sarılmış.. kokusunu çekiyor içine doya doya.. denizin ne demek olduğunu daha bilmiyor.. nasıl bir sinir bozukluğu ile karşılaşacağını.. her gün sesini duymayı bırak, bir dakika olsun görebilmek için saatlerce uykusuz beklemek nasıl bir şey bilmiyor.. beklediğin onca zaman sonunda birde hırsını senden çıkaran bir adamla karşı karşıya kalmak nasıl bir şey fikri yok.. 

ben biliyorum ama.. bir telefon mesajına baka kalmanın.. sevinçten diyecek tek kelime bulamamanın.. sarılıp öylece kalmanın ne demek olduğunu ben biliyorum.. belki bir gün oda bilecek.. her terk edilende olduğu gibi bende aynı şeyi diliyorum içimden.. bir gün anlayıp geri gelsin.. hayatında bir boşluğum olsun.. ve dolduramasın onu benden başka bir şeyle.. 

sevgimin hakkını ödeyemeyecek biliyorum.. sevmedim çünkü kimseyi bu kadar hiçlikle, bu kadar imkansızlıkla, bu kadar uzaktan ve bu kadar çıkarsız.. ama diğerlerini de ödeyemeyecek bir ömür boyu biliyorum.. her damla gözyaşımdan tutunda, uykusuz geçen her saniyeme kadar.. 

ama merak etmeyin bunların çoğunun sadece yeni terk edilmiş ve birde aldatılmış birinin içinden geçen genel şeyler olduğunun farkındayım.. zamanla silinip gideceklerinin sadece çocukluktan kalan yaraların izleri gibi kalacağının.. artık geçmiş olsa bile, her gördüğünüzde o acısının bir içinizi sızlattığı yaralar gibi..