17 Şubat 2012 Cuma

Ailecek Okan Bayülgen İzledik'de Biz


Modern Nineler

Eğer ev nüfusunuz iki nine, bir anne, bir baba ve sürekli gelip giden misafirlerden oluşuyorsa hayatınız gün geçtikçe sapıtmış bir denge üzerinde gelir gider.. Hele de benim gibi zamanının çoğunu kendi kendine geçiren,  evde tek olmaya alışmış, sürekli "aa o neymiş? Buda varmış" modunda biriyseniz baya bir sapıtırsınız ibrenizi..

Sakin sessiz evimizde sabahın bir köründe Müge Anlı ile başlayan gürültü, Aliye dizisi, Oktay Usta ve en sonda bitmek bilmeyen bir evlendirme programı ile sürmekte bu günlerde.. Gözlerini hiç ayırmadan televizyona bakan iki nine.. Tek tek izledikleri her şeydeki karakterlerin isimlerini ve geçmişlerini biliyorlar.. Eh bu arada televizyonun sesi sonuna kadar açık.. Biraz kıssan ortalık kalkıyor valla.. 

Tüm bunlara karşılık diğer odada sevgili babacık maçların özetlerini, yorumlarını, eski maçları izliyor.. Evet tüm gün hem de..  İki yandan sürüp giden bu yayınlar son ses sürerken, her iki tarafında yorumlarından mahrum kalmadığımızı belirtmem izin verin lütfen..

Akşam olup da, biz bir dizi ya da tartışma programı izlemeye başlayınca nineler sıkılıyor.. Biri " Ee konuşun azıcık" demeye diğeri "Hava durumu nolmuş, hava durumu? " demeye başlıyor.. Bunlara tatmin edici cevaplar alamazlarsa, bu defa izlediğimiz konuyla ilgili sorular gelmeye başlıyor..

Birbirinden çok farklı bu iki kadına durumu anlatmak, anlayacakları hale getirmek olay zaten.. Babanem; bu yaşına rağmen hala kitap okumaya çalışan, İstanbul'da bir kaymakamın yanında yetiştirilmiş biri.. Annaneme gelince; bir gürcü köyünde sıkı geleneklerle büyümüş (ki hala cümbür cemaat hepimize bunları tatbik ettirir), 5 çocuktan sonra İstanbul'a gelmiş, otoritesi hala tartışılmaz bir Osmanlı kadını.. Gel de şimdi bunlara Mit'in ne olduğunu anlat.. 

Bu bir şey değil bu akşam Okan Bayülgen ve bloggerları izledik beraber.. İş konusuna odaklanmış annem: para lafını duyunca "Sizde yazın, zaten işinde yok" derken; babam konunun yeni yeni alışmaya başladığı internet ile ilgili olduğunu öğrenince "Bu kim bu kim bu kim" diye takıldı..

Ninelere gelince.. Babanem Okan Bayülgen'in arada twitlerden okuduğu hava durumuna  yoğunlaşmakla beraber, ekrandaki baykuşa kahroldu.. "Hayvan uyukluyor, koysalar ya kafesine yazık değil mi canım !"  diye içi gitti kadının.. Annanem ise Okan Bayülgen'den başlayarak tek tek herkesin medeni durumunu mercek altına aldı.. En çok çocuklarını dert edindi kendine.." Gecenin bu saatinde ne işleri var burada bunların" diye diye konuya girip baya laf sokuşturdu bize de.. "Kadın dediğin akşam ezanı okunmadan kapısını kapar, kocasını bekler" diyerek  de konuya noktayı koydu..

Arada uyuklayıp uyuklayıp uyansalar da, ailecek Okan Bayülgen ve bloggerları izledik bu gece.. Arada birbirinini çekemeyen ninelerin, birbirlerine alttan alttan laf sokması eşliğinde.. 

Şimdi efendim, müsadenizi isteyerek yatıp uyumayı deneyeceğim. Zira annanem gece oturmama takmış durumda.. Sabah kalkıp neden onlarla televizyon izlemediğime pek bozuluyor.. Babanem ise sabaha kadar yanan ışığın israfı konusunda konferans verebilecek kıvama geldi.. 

Ben denize gelince, evden çıkmam gerek artık diyorum.. Yok yok bildiğin kaçmam gerek.. Yoksa Karayip Korsanları Ölü Adamın Sandığında dediği gibi olacağım.. Mürettebat geminin parçasıdır!!