20 Şubat 2012 Pazartesi

Hırsız Var!!



Her birimizi özel yapan şey yaşadıklarımız değil, onlara verdiğimiz basit tepkilerimiz aslında.. Nidalarımız, tekrar ettiğimiz cümlelerimiz, söylendiğinde insanlara bizi hatırlatan repliklerimiz, her gün illa üstümde olsun dediğimiz renklerimiz hatta cümlelerimizi bitiriş şeklimiz..

Tüm bunların birleşimiyle kendimizi tanımlıyoruz ya hani.. Bunlardan bir tekinin bile başkası tarafından kendinin gibi gösterildiğini düşünün.. Sürekli kullandığınız bir kelimenin, bunun sizdeki anlamını bilen biri tarafından kendi malı gibi kullanılır hale geldiğini mesela.. 

Bu günlerde ya benim alınganlığımdan ya da  huzursuz psikolojimden böyle korsan insancıklar çok dikkatimi çeker oldular.. Her birinin ne olduklarını bildiğim ve kimlerden neleri arakladıklarını az çok gördüğüm için, bir tuhaf  komedi izliyorum gibi geliyordu önceleri.. Zaman geçtikçe komik olmaktan çıktılar.. 

Fi tarihte bir hasır şapkaya aşık olmuştum mesela.. Kendisiyle durduğu dükkanın vitrininden bakışır, hayaller kurardık.. Kendi paramı biriktirip almayı da kafama koymuş bunu da herkese anlatıp duruyordum.. Taki hasır şapkamı arkadaşımın kafasında görene kadar.. Daha fenası şöyle etekle, birde şöyle bluz da olacak dediğim haliyle karşımda durur görünce kızı, vazgeçtim millete beğendiklerimi falan anlatmaktan.. O nasıl bir histir öyle.. Sanki benden bir parçayı çalmışlar da, ben eksik kalmışım gibi.. 

Sadece zevklerin ve beğenilerin çalınmadığını öğrenmem işte 30 yaşıma kısmet oldu.. Demiştim dimi az biraz geriden geliyorum diye.. Önce birine dediğim özel bir hitap sözcüğünün başka bir dilde döndüğünü fark ettim mesela.. Canım ne var, hoşuna gitmiştir dedim.. Sonra sevdiğim bir cümleyi kaybettim, densiz bir taklitçinin varoş paragrafında.. En sonda bitmeyen cümlelerimi kendisinde görünce, parça parça beni arakladığını anladım..

Cips yiyemeyen kız, bir ara çok isyan ederdi ondan bundan "Ben yazdım" diye ortaya atılan cümlelerine.. Şimdi anlıyorum derdini.. Bildiğiniz sizi kendine taşıyor  birileri, inceden inceden.. Birde bununla insanlara hava atıp, adamlık yapıyorlar ortalıkta.. 

Korsan filmcilik gibi, korsan "siz"lik gibi bir durum oluyor bu da herhalde.. Önceleri rahatsız etmiyor.. Sevgiden, sevgiden diyorda insan, bu durum ilerleyip de karşınızda sizden çalıntılarla ve hatta bunları bayağılaştırarak çakma bir sizcikler yaratıldığını anladığınızda garip bir duygu kaplıyor içinizi.. Yok artık bunu da mi diyor insan.. Yahu bunun bir anlamı vardı kardeşimle aramızda..

Beğenmiştir, zevki senle birdir, tarzını sevmiştir ile korsanlık arasında da varmış ince bir çizgi.. Elbise, çanta, defter bilmem ne neyse de, insanın içinden geçenler ya da içindekileri anlatma halinin çalınması da tuhaf oluyormuş yani..

Bu durumu fark ettim ya  korsancıklara hep bir laf sokasım hep bir" Aa benim lafım bu" deyip bozasım var.. En kötü, "Bu benim cümlemin tersten söylenişi mi birader" diyeceğim de " Yok benim lafım o, sen benden çalarken utanmadın mı" demelerinden korkuyorum...