21 Mart 2012 Çarşamba

Saçma Sapan


 


Böyle uyku dolu, gözlerimin kapandığı bir haldeyim.. Evet ben ki uykusuzluktan yakınır dururdum; asıl derdim işsizlik ve vakit bolluğuymuş meğersem.. Şimdi öyle uyuyorum ki, evde bomba patlasa yorganı kafama çekip uyuycam yani..

Malum işe gitmek için öteki yakaya geçmem gerek.. Önce nasıl daha çok uyurum diye düşünürken 3 günde İstanbul trafiği beni şööyle bir savurunca önceliğim değişti tabi.. Aman tanrım!! ben bu arabaları görmeden bu dur kalklara takılmadan nasıl giderim!! demeye başladım.. Önce Mecidiyeköy'e gidip oradan Taksime gitme planımı uygulamaya başladım.. Maalesef bu sefa çok sürmedi çünkü çift katlı otobüslerdeki şoför amcalar insanı bööyyleee heyecandan heyecana sürüklediklerini öğreniverdim.. Tamam konuyu uzatmıyorum.. Nispet gibi olmasın demiştim halbuki.. Her sabah gemiyle(bak gemi dedim aklıma geldi ya.. ahh kaptanım benim ahh) geçiyorum karşıya.. bir elimde çıtır simitim, diğerinde çayım, karşımda boğaz manzarası oohhhh..

iş fena değil.. İnsanları incelemekle meşgulüm.. Hani o ilk birbirine adım adım yaklaşma  dönemi vardır ya  işte o dönemdeyiz.. Bakıyoruz birbirimize, olurda ters bişi görürsek hemen gardımızı alıcaz yani.. Ama azimliyim, inatçıyım bu işi öğrenmeden dönmek yok efendim..

Yeni sevgili yok.. Adayıda yok.. Bir eskiden kalma platonik aşık arkadaş var.. Sayesinde anladım ki yüz vermezsen pek kıymetli oluyormuşsun.. Beni seveni ben sevmem benim sevdiğim beni sevmez diyerek biraz arabesk yaptıktan sonra, yatmaya gidiyorum.. Zira artık başım dönmeye başladı yavaştan yavaştan.. Seviyorum sizi..