7 Mayıs 2012 Pazartesi

Türk Filmi Replikleri



Aslında hep Türk filmleri yüzünden bu içimizdeki saflık..  87 sonrası kuşağın daha akıllı olması ya da belki de daha gözü açık olması da bu yüzden.. Onlar bizim kadar Türk filmine daha doğrusu klasik Türk filmine maruz kalmadılar.. Mesela bir Türkan Şoray kanunları nedir tek tek sayamazlar yani şimdi..

O kadar Türk filmleriyle büyüdük ki biz, hayatı onlardan öğrendik..  Annelerimiz birer Filiz Akın değildi ama onun gibi fedakar, cefakar gibi dururlardı hep bizim için.. Babalarımız başı dik, mağrur adamlardı bizim gözümüzde..  Belki de sadece yaşamaya çalışan sıradan insanlar olmalarına rağmen..

Bizlerde Sezercik’tik , Ayşecik’tik.. Onlar gibi giydirilir, onların başına gelenlerle korkutulurduk.. “Bak nasıl kaçırdılar gördün mü?” “ Yabancılardan bir şey alırsan böyle olur “

Hatta kızınca annemiz; ” Allah canımı alsa da kurtulsam” dediğinde, Sezercik gibi yetim kalmaktan , dilencilerin eline düşmekten tırsardık da kıyı kıyı yanaşırdık daha bir annemize..
Sokakta Ayşecik gibi mini elbiselerle gezerken büyüdük hatta.. Masum arkadaşlıklar aradık..  Beraber gezecek, konuşacak arkadaş gurupları geldi gözümüzün önüne hep.. Bir kahkaha, bir eğlence.. Bisikletle adalardan gezmeler, denizlere girmeler, ufak flörtler..

İyiler hemen belli olurdu.. Hulusi Kentmen  geldi mi bilirdik her şey yoluna giriyor.. Erol Taş varsa kesin dilendirecekti çocuğu.. İyiler hep iyi, kötüler hep kötüydü..  Hiç bir iyinin içinde kötülük yoktu.. Saf tertemiz iyilikle yaratılmış iyiler; içlerinde merhamet olmayan, karanlık kötülere karşıydı hep.. İyiler hep kazanırdı..

Hayat böyle değildi.. Öğrenemedik biz.. İyi olanı hep iyi, kötü olanı hep kötü sanmaya devam ettik..  Herkesin içinde iyilik de var kötülük de göremedik.. İyi olanlara hep sonuna kadar güvendik.. Tüm saflığımızla yaptıkları kötü şeyleri bile iyiye yorduk.. Kötülereyse şans vermedik hiç.. İçlerinde iyilik olma ihtimali olmadı gözümüzde..

Bizimle biraz flört eden erkek Nuri Alço oldu gözümüzde.. Hep bir Ediz Hun bekledik, prens olarak.. Öyle sınırsız, hayatını bize adayan, yıllarca sadece bize aşık olacak adamlar aradık.. Bizden başka hayatı olmayan insanlar istedik.. O yüzden belki de bizim neslin çoğunun hala evlenememiş olması.. Gelmedi ki bir Ediz Hun kapımıza..

80’lerin çocukları olarak içimizde hala o saflık durur.. Hala herkesin iyiliğine inanan bir Sezecik yatar ruhumuzda.. Hepimiz hala o denizci formasıyla gezen küçük çocuklar olarak yaşıyoruz belkide.. O yüzden hala bu kadar kolay kanışımız.. O yüzden hala vazgeçilmez aşklar bekleyişimiz..  Ve evet o yüzden hala biraz bu herkese inanışımız..