23 Nisan 2012 Pazartesi

İletişelim Güzelleşelim..



Bazen öyle oluyor ki biriyle bir heves konuşmaya başlıyorum.. Konuşuyorum.. konuşuyorum.. konuşuyorum..O muhabbet bir yerde tıkanıyor.. Hani öyle bir durum oluşuyor ki diyecek ne senin nede onun lafı kalıyor.. Hatta konuyu kapatıp vedalaşacak kelimeleri bile bulamıyor insan..

Eskiden telefon ya da yüzyüze denk geldiğinde yaşarken bu durumu şimdi;  twitterı var, faceooku var, telefon mesajı var, watsup var.. Varda var yani..

Ben böyle saf saf kimse kırılmasın amanda alınmasın diye konuyu nasıl kapatacağımı bilememekten şikayetçiyim işte.. Sonunda bu konuda genel bir konuyu kapatma şekli olduğunu çözdüm (evet biraz saf ve iyi niyetli olabilirim ne var).. Ama hepsinin ayrı bir konu bitirme tarzı var.. Sanmayın öyle by by dedim de konu kapandı..

Efendim en eski yöntemden başlayalım..  Tam kapıdan çıktınız, merdivenlerde üstteki komşu teyze sizi yakaladı.. Önce nasılsın iyi misin, iş nasıl diye girdiği konu, romatizmalarına ve basur ameliyatına vardı..  "Hımm, vah vah.. Çok geçmiş olsun.. Hadi ya.."  gibi ünlemlerimiz ve nezaketen dinliyorum ibarelerimiz de bitti.. Napalım şimdi?  Hiiç öyle sıkılıp dökülmüyoruz arkadaşlar..  Hızlı ve net " Vah vah çok geçmiş olsun, ben müsadenizi isteyeyim, iyi günlerrrr" diyerek cevabı beklemeden hızlı adımlarla ilerliyoruz.. Merak etmeyin teyze alınıp kırılmaz.. Muhtemelen üst katta başkasına denk gelecek ona da aynı konuşmayı yapacaktır.. Hatta ertesi gün sizi görsün aynı konuyu yeniden dinleyeceksiniz..

Sonra telefonda konuşuyorsunuz ama konu aldı başını gitti.. " Hı hı.. İyi yapmışsın.. Ever bencede" stoğumuzda tükendi.. Konuyu toplamak gerek.. Direk " Neyse canım sen sıkma canını, takılma bunlara.. Hadi çok öptüüüm seni" diyoruz.. Yok yok telefonda kide alınmaz emin olun.. Zaten yaklaşık son 40 dakikadır aynı konuda dert yanıyordur ve oda dinlemediğinizi anlamıştır.. Rahat olun.. Hem zaten iki durum var.. Yakın arkadaşınız ise siz dinlemekten sıkılacak değilsiniz ya, demek ki çok hatırı geçen biri değil.. Eh herkesin derdini tasasını da dinlemeyin canım.. Sonra insan sinir sahibi oluyor.. Helede benim gibi evhamlı biriyseniz..

Telefondan sonra birde kısa mesaj işi var.. Ne deseniz bir cevap gelir, izlediğinizden de okuduğunuzdanda tek kelime anlamazsınız.. En kestirmesi git gide kısalan cevaplar ardından git gide uzayan mesaj aralıkları ve en son cevap vermemek.. Tecrübeyle sabittir efendim..

Gelelim son dönemin teknolojilerine.. Facebook ve Twitter da chate hoş geldiniz.. İki sosyalleşeceksiniz, bir iki arkadaşa bakıp amma şişmanlamış ha diyeceksiniz.. Ne bileyim iki twit yazıp eski sevgilinize gider yapacaksınız.. Biri yazar hemen.. Hadi cevap verdin, giderde gider o konu.. Twitterda birde özel mesajı bırakın twitleşmeyi bu hale getirenler olunca olay alır başını gider(evet bazen yaşıyorum bende, doğru bildiniz  ne var)..

Gelelim çözümümüze.. En basiti bu  :   " :)"   .. Evet işte bu arkadaş.. Bu gülen ifade nette, konuyu kapat, diyecek lafım yok bacım demek.. Hayat kurtaran işaretlere ekleyelim lütfen..


Tabiki bu işin bir de ters yönü var.. Birisi size bunları diyor olabilir.. İşte o zamanda anlayın ki konuyu kapatma zamanı gelmiş.. Hepimizin bazen saatlerce konuşmak istediği, susmadan içimizdekini aktarmak istediği, dertleşmek istediği belkide sevincimizi aktarmak istediği zamanlarımız oluyor.. Hiç durmadan karşımızdakinin de bize uymasını bekleyen bir bencilliğimiz var.. Özellikle bu konuda hem herkese bu işkenceyi çektirmek bencilliğim hemde bildiğiniz üzre insanların dertlerini anlatmak için ilk geldikleri adres olmak gibi bir misyonum var.. 

Ha bu arada bloggerlar da aynını yazdıkları yazılarla yapıyorlar aslında.. Bizi dinlemeyi kesmenin yolu direk takibi bırakmak.. Ya hep ya hiç.. Ama pek bir alınganız demedi demeyin..

19 Nisan 2012 Perşembe

Kadın..


Uzun saçı oldum olası çok severim.. Hani şöyle beline kadar akıp giden saçlar.. Bir kadını kadın gibi gösterir hani.. Birde hafif bir sabun kokusu.. İçi gülen gözleri de oldu mu insanın o kadın, bir erkeğin kalbinden de bir küçük çocuğun zihninden de silinmez.. Hatta bendeki gibi kalır içinde..


Çocukluğunuzdan kalma ufak sahneler vardır ya hani.. Tamamını hatırlamazsınız.. Öncesi yada sonrası da yoktur.. Sadece bir kaç dakikalık bir an..

Kabataş Set üstünde, Kabataş Lisesinin tam önünden aşağıya bir yokuş iner..  İşte tam o yokuştayız.. Eski taş binalardan birinin camında oturuyoruz .. Giriş katı hani.. Yolun hemen yanında.. Bir pazar günü..

Sokakta bir hareketlilik.. Birbirine selam verenler.. Kahvaltısını balkonda yapanlar.. Sıcak ekmeğiyle evine gidenler.. Yokuşun yukarısından, bir çift iniyor aşağıya doğru.. Bıyıklı uzun bir adam.. Yanında da uzun ama upuzun saçları olan bir kadın.. Hani Osmanlı kadını derler ya öyle heybetli bir duruş.. Yüzündeyse kocaman bir gülümseme..

Kadınla adam elele yürüyorlar bize doğru.. Her ikisinin de gözlerinin içi gülüyor.. Selam veriyorlar herkese.. Ve kadının saçları akıyor..

Bize gülümsüyorlar ve sahile kahvaltı için geçip gidiyorlar.. Meral Okay ve Yaman Okay..

11 Nisan 2012 Çarşamba

Dedi, Dedim, Dedin ..



Her gün birbirimizin yanından geçip giderken bırakın birbirimizi duymayı, yüzümüze bile bakmıyormuşuz.. Aman işe yetişeyim.. Yok soğuktu dondum.. Aman kapanmadan şu işide halledeyim diye  bir telaş bir telaş hepimizde.. Bu yüzden olacak ki, kendi ettiğimiz laflara ya da o koşuşturmacanın içinde nasıl durduğumuzada dikkat etmiyoruz.. Bir süredir işe giderken ve gelirken farklı ulaşım araçlarını kullanmayı adet edindim.. Sabahları nasıl daha çok uyurum hesabı yaparken akşamları nasıl trafiğe girmem telaşıyla bir günde: otobüs, metro, tünel, motor, gemi, tren ve son olarakda yayan olmak üzere ulaşımda guru olmak yolundayım demedi demeyin...

Bu seyahatler sırasında son zamanların trendlerinden müzik dinlemek, benimde favorim.. Her sabah da bunlar içerisinden bir kaptan şarkısı seçtiğim twitterdan takip eden arkadaşlarımızca da malum (evet bir miktar atar yapıyorum şu anda.)..Ne var ki  bu gün kulaklıklarımı evde unutmuşum.. Öyle olunca insan bunca toplu taşıma aracı kullanırsa etrafından neler duyuyormuş yarabbim!!

Sabah yüksek lisans dil sınavı kayıtlarımı yaptırmak için fakülteye gittim. Yolculuk minibüsle başladı.. En önde şoförün yanında ki sevgili koltuğunda bir abla.. Bindim telefonla konuşuyordu, indim hala konuşuyor nerdeyse.. Neler anlattı var ya.. İnsanın ister istemez kulağı kayıyor yani.. Akşam çantasını değiştirecekmiş de, annesine sormuş nerede diye, oda çekyatın altında demiş, onu alayım derken eline çivi batmış çok canı yanmış.. Gece hastaneye gitmişler falan diye giden bir hikayeyi tüm araba yaklaşık 20 dakika dinledik. Tam telefonu kapattı ki, fırsattan istifade şoför " Parayı vermediniz, konuşmanızı da bölmek istemedim ama boşluk bulmuşken alayım bari" dedi..

Tam bunu atlatmış ve Marmara'nın kampüsünden içeri girmiştim ki bir lise son sınıf öğrenci grubunun gezisine denk geldim.. Hani şu heveslendirme gezilerinden.. Bakın bakın ne süper yer, çalışın sizde gelin!! Mantık bu evet ama arkadan sevgilisiyle gelen kız beni bitirdi.. Sevgilisine" Ercüümeeenntt ben burada okuyamammm.. Okulların arasıı çok uzak uzak burdaaa" dedi. okul dediği kampüs içindeki fakülteler.. Hani hatun sınava girdi kazandı, Marmara onu kabul etti, tek derdi binaların arasında ki mesafe..

Ama en son bomba akşam gelirken duyduğumdur.. Karaköyden motora bindim.. İçeri geçtim oturdum.. Yanıma da bir çift geldi oturdu.. Böyle el ele falan geldiler yani.. Zaten bunu görünce gıcık oldum.. Evet tüm sevgililere gıcığım bu aralar.. Neyse kızcağız üşümüş tabi.. En avam cümleyle bunu ifade ediyor çocuğa " aşkımm çok soğuk dötüümmm donduuuu" Çocuktan cevap " Olsun bebeğim ben ısıtırım!!"

Her gün daha ne abuk şeyler söyleniyor da duymuyoruz.. Gerçi biz ki bilir neler söylüyoruz.. Ayy ki ben boşboğazın biriyim..

Neymiş.. Toplu taşımalarda çok konuşmuyor, kulaklıklarımızı yanımızdan ayırmıyormuşuz.. Üşürsek sevgiliye dötüm dondu demiyomuşuz..




5 Nisan 2012 Perşembe

Dialog..









Bu gün maillerimi temizlerken bunu buldum.. Yeniden bunu yaşamak istedim.. ve hayat bu neden olmasın..




Kaptan19 Eylül 22:37
tatlım ben sımdı venezuellaya vardım yenı gırdım nete bızım denk gelmemız bu sekılde bıraz zor olucak galıba saat farkından ve lımanlardan oturu

bende 3-4 saat uyuyabıldım hala uykum var bırazdan yatıcam bende:)
senı ozledım dıkkat et kendıne yıne gırınce nete cevap yazarım sana:):):)
Kaptan
senı cok cok opuyorum:):):)


Prenses18 Eylül 21:26
çabuk dön bana..

Prenses19 Eylül 18:12
Herşeyim;

Saat 04.00 oldu.. Seni bekledim ama dediğin gibi bu gün denk gelemedik :) Yarından umutluyum ama :):) Seni beklemek bile güzel..(Yinede yanımda olman kadar değil tabi)

Sabah 2 saat uyudum, sonra kalkıparkadaşıma gittim..
Bu arada; bir kaç gündür senden haber alamadım, uykusuzluk,arkadaşların  durumu falan derken çok gerilmişim.. Gitmişken arkadaşımda bana çok hafif bir sakinleştirici verdi, kas gevşeticiymiş aynı zamanda.. Eve zor geldim, yolda uyuyacaktım nerdeyse.. Geldim, eve girdim salonda yattım direk uyumuşum hemde deliksiz.. Uzun zamandır böyle uyumamıştım :):) Halada uykum var yani :):)

( Tamam biliyorum.." bir daha öyle ilaçlar içilmeyecek" dimi kaptan :) )

Yarın yine misafir gelecek, erken kalkmam gerek, temizlik yapmam gerek.. Ben baya ev kadını oldum ne dersin :):)

Senin gelişlerinde böylemi olacak acaba? Artık 10 gün öncesinden başlarım telaşa gibi geliyor:)

Sen uyuyabildin mi bari biraz? Uykusuz uykusuz.. Farkındaysan düzenli olarak senin için endişelenecek birşey buluyorum :)) Napiyim aklım hep sende, görmeye alışmışım ya seni her gün gözümle görmeyince böyle oluyor işte :)

Ben yarın akşamda bekliycem seni (sonraki akşamda, ondan sonraki akşamda, ondan sonraki akşamda...), 2-3 gibi açarsın belki..

Yağmur yağıyor, çok fena gök gürlüyor.. Demiştim sana dimi, ben çok korkarım gökgürültüsünden.. Aklım çıkar!!

O yüzden ben şimdi uyumaya gidiyorum.. Sen camları kontrol edip kapıyı kilitle.. Sonra hemen yanıma gel :) Bana sıkı sıkı sarıl.... Kokunu içime çeke çeke uyuyayım olmaz mı..

Seni özledim birtanem..