11 Kasım 2013 Pazartesi

İlişkini Söyle Sana Sonunu Söyleyeyim!


Yeminle iş saatinde yazıyorum, yakalanırsam cümleten iş ararız bana artık.. Yine uzuuuun bir zaman sonra demediklerimi kafamda topladım da geldim.. Ama tabi bazılarını Twitter'dan demiş olabilirim.. Oradan gördünüzse bilemem.. Gerçi deli gibi bir yorgunluk sardı beni ne zamandır.. 10'da yatıyorum.. Sabah 7'de sürünerek kalkıyorum.. 



Tabiside bundan benim ev kızı olduğumu çıkarmayınız.. Deli gibi nargileye sarmış durumdayım.. Ahh şimdi olsa da içsek.. Şöyle güllü naneli bir nargile.. Sonra aynı hızla gezmeye devam tabi ki.. Mesela dün Sapanca'ydım.. Üşenmedim gittim.. Arkadaşım bana koca arıyor sağolsun.. Bulduğu iki tomrukla gittik.. Valla erkeğin tomruğu çekilmiyor diyeyim size.. Ya da ben çok naif insanlara alıştım.. Daha öküz dediğim sevgilim ya bir ya ikidir yani.. Ama tomruk ilk görüşüm..

Eski sevgililerimi yad ediyorum bu aralar sıkça.. Mesela geçen gün bankacı geldi aklıma.. Adamla ilişkimiz, bir ilişkinin en cool olabileceği seviyedeydi.. Opera, konser, sempozyum gezip; pazar kahvaltısında kitap gazete okuyup gündemi değerlendiren iki tiptik.. Gelecek hayalimiz adamın banka açmasıydı.. Hayale gel..Hayır yaşımızda ufak değildi yani..

Sonra geçen aklımda birde veteriner geldi.. Yazık adam bakarken bile aşık aşık bakardı.. Aklıma gelin, adamın okulda son senesi her gece 3'de kalkıyorum onunla -o İzmir'de ben İstanbul'da- o ders çalışıyor bende telefonda onu ayık tutuyorum.. Bitirdi çok şükür, bitirdi de bizim ilişkide bitti tabi ki.. Gerçi o  kafayla nasıl geçerdi ömür bilmem.. Adamın en büyük ilgisi yerel hayvancılığı canlandıracak yeni yem geliştirmekti.. Şimdi mi? Süs köpeklerine aşı yapıyor, bakım yapıyor falan işte..

Sevgilim olmasa da o kadar çok insan tanımışım ki, her ilişki türüne dair bir fikrim var gibi geliyor bazen.. Bunun sonu bu olur diye dizi izliyor gibi takılıyorum.. Hayır bir kerede senaryo değişmedi ya, yanarım yanarım ona yanarım :)

Bu arada tenisçimle beraberiz yine.. Hayır var mı yok mu belli değil ama beraberiz işte.. Çook çalışıyor çookk.. Sanırsınız tüm İstanbul derse ona gidiyor.. Hiç zamanı yok.. Kısmet ne zaman görüşürsek modundayız resmen.. Hayır böyle olunca " naann acaba ben mi çok boşum?" diyorum.. Hayır yani benim gezmeye hep zamanım varda..

Birde diyetisyene başlamaya çabalıyorum işte.. Tahlil yaptırabilirsem kısmetse.. Onuda size anlatırım.. Hatta öteki bloga yazmaya bile başlarım belki.. Kısmet artık ..

İşte böyle bizde bu aralar durumlar.. Eee sizden hiç gelen giden yok, siz ne alemdesiniz? Sizde durum ne? Gelip gitmiyorum diye beni unutmuş terk etmiş olamazsınız dimi? Yok artık canım..

Öptüm Sizi..

9 Eylül 2013 Pazartesi

Hayatın Tekrarı Yoktur.. Hayatta Tekrarlarımız Vardır..


İnsanlarda anlayamadığım aynı şeyi yapmaktan nasıl sıkılmadıkları.. Düzensever birisi olsam da birbirinin aynı günleri yaşamak her gün aynı işleri yapmak ve aynı tepkileri almak beni boğuyor.. Helede iş yerinde iyice boğucu ve sıkıcı olabiliyor..

Çok büyük hayal ve umutlarla başladığım işimdeki son durumum birbirinin aynı işleri yapıp durmaktan ibaret.. Ne fikirle giderseniz gidin önünüze bir engelle çıkan insanların olduğunu söylerlerdi insan kaynakları dersinde ama insan yaşamadan bilemiyor işte.. Hiç bir yeniliğe olumlu bakmayan, tek odağı satış ve indirim kuponu olan bir iş.. Belkide ben çok sabırsız ve huysuzum ama insanın hevesini kırdıkları da ortada.. Hiç bir şey söylemeden sadece denileni yapmamı bekleyen insanlarla olmak ve bekle geleceği var bu işin yorumları beni hep bezdirmiştir.

İnsan hayal edemiyorsa, bir yenilik getiremiyor yada yeni şeyleri deneyemiyorsa ne anlamı kaldı orada bulunmasının.. Bir süre sonra  kendini kandırdığını, yavaşlattığını ve körelttiğini fark ediyorsun.. Kimse için yada hiç bir firma için kendinden vazgeçmeye değmez diye düşünüyorum.. Yeni bir şey öğrenemiyorsam o işin bana faydası yok demektir.. Bana faydası yoksa beni geliştirmiyorsa orada olmamamın bir anlamıda yok gibi geliyor..

Özetle;  hayatımı maaşını alıp denileni yaparak geçiren insanlardan birisi olarak devam ettiremeyeceğime eminim.. Gelişmeli, yenilenmeli, dünden bir adım daha önde olmalıyım.. 60 yaşında bir sabah uyanıp boş beleş memur kafasında bir hayat geçirmiş insanlardan olmak istemiyorum.. Bu beni korkutuyor..

Hayallerini gerçek yapamamış, bunu da ben yaptım diyememiş bir insan olmak fikri zor geliyor.. Başarmak için resmen tırmalıyorum.. Buna rağmen istediğim şeyleri elde edememek fikri bile beni deli ediyor.. Başarısızlığı tamahkarlık, aynı şeyleri tekrar etmeyi sabaat etmek, kısa süreli hedeflere ulaşmayı başarı saymak bana göre insanın kendine ihanetinin doruk noktası..

Ne yazık ki biz her seferinde buna ikna ediliyor  yada mecbur bırakılıyoruz.. Bir iş yerinde yıllarca çalışmanın başarı olduğuna inanılan bir dünya bizdeki iş dünyası.. Yıllarca orada  durup bir kibrit çöpü kadar bile fayda sağlamamış olsan da orada olmayı başarıdan sayıyoruz..

Gerçek işimizi yapmayıp, birilerinin kendince karar verdiği ve bu senin işin dediği saçma sapan şeylerle ömür geçiriyoruz... Neyse yine söyleniyorumdur belkide.. Huzursuz ve mutsuzum belkide bu yüzdendir.. Bildiğim şey buna bir çözüm bulmam gerektiği..  Kendimi aşmam gerektiği.. Bir çaresine bakıp kendimi güncellemem gerektiği.. Zira bu şekilde çok fazla dayanamayacağım aşikar..

27 Temmuz 2013 Cumartesi

ARA NOT: GELECEĞİMM GERİ!

İşten bildiriyorum... Ben buraya nasıl geldim!!

En son bildiğiniz üzere ben pr ajansındaydım.. Şimdi bir e- ticaret sitesindeyim.. Hangi ara nasıl oldu bilmiyorum yeminle.. Birden bire işte hayat sen birde bunu dene dedi..

Olay aslında ne biliyor musunuz: ben teknoloji özürlüyüm.. O kadar ki server çökertmişliğim var.. Siz düşünün halimi..

İlk başlarda durum dahada şenlikliydi.. O kadar çok terim var ki, bazen ne dediklerini bile anlamıyordum.. Şimdi durum daha iyi tabi.. Geçen gün İngilizce bir eğitime girdik.. Çıkınca müdürümüz sordu anladın mı, sıkılmadın dimi diye.. Hayır cevap belli.. Türkçe anlatsalardı da anlamayacaktım ki!!!

Keyfim iyi.. Mutluyum huzurluyum.. Yalnızlığın tadını çıkarıyorum (nasıl yalan, nasıl riyaaa), yani biri olsa mutlu olurdum tabi ama inanın tahammül edemiyorum artık kimselere.. Yaşını başını almış, aklı başında kısmetlerimi bekliyorum efendim.. Sanki napıcaksam onlarlada..

Arkadaş, kardeş derken takılıyorum öylece.. Aaa ben daha size yumuk bebeğimizden söz etmedim.. Bir ara anlatırım küçük hanımı size.. Nasıl yumuk nasıl boğum boğuum :)


Bir cumartesi işçisi, emekçisi olarak işime geri döneyim.. En kısa zamanda  gelicem geri.. Merak etmeyin.. Neler anlatıcam size var ya!!!

17 Nisan 2013 Çarşamba

Ofis Gerçekleri..

Son 7 ay içinde ofis ve iş hayatı ile ilgili öğrendiklerim, ömre bedel..
  • Salak salak konuşan birinin videosuna bakıp gülen birileri varsa.. Evet onlarda salaktır..
  • Birisi çok iş yaptığından sürekli yakınıyorsa.. Evet aslında hiç bir iş yapmıyordur..
  • Herkese akıl verenlerin, muhtemelen kendilerine bile yetecek akılları yoktur.
  • Sana bir başkası hakkında dedikodu yapan, seninle ilgilide başkasına yapıyordur.. Kesin..
  • Karşındakinin müdür, genel müdür, başkan ve bilmem ne olması, onun hiç bir işten anlamayan bir mal olduğu gerçeğini değiştirmez..
  • Yurtdışından gelmek yada yurtdışında yaşamış olmak ne yazık ki cehaleti gidermiyor.. Gittiği gibi gelenler çok..
  • İnsanlar seni salak sanıyorsa.. Bırak öyle kalsın.. Onlar sana herşeyi anlatır.. Sense bilmelerini istediğini..
  • Dedikodu tatlıdır.. Ama yediğin hurmalar.. Gün gelir.... diye devam eden birde söz vardır..
  • Kiminle konuştuğundan çok, ne söylediğine dikkat et..
  • Her ofiste mutlaka gizli gizli ilişki yaşadığını sanan iki saftirik bulunur..
  • Her ofiste patronuna aşık saf bir hatun mutlaka vardır.. Genellikle arkasından bununla gezip tozucan abi yoksa bu karı çok salak diyede konuşur o şuursuz kişi.. Kızsa ilişkimiz var.. Son Model arabasıda var kafası yaşar..
  • Sen ardını bile yırtsanda, sonunda göreceğin şey, iş yapıyor olmanın değil, yapıyor gibi görünmenin takdir gördüğüdür..
  • Maaş dediğin asgari ücret tutarı kadarı bankaya yatırılan, kalanı elden verilen paradır..
  • Herkes seni çok seviyordur.. Herkes senin bu ofis için çok değerli olduğunu düşünüyordur.. Herkes senin sorunlarını anlıyor ve onlarda yaşıyordur.. Patron onları takdir edene kadar..
  • Ofisteki kadınların hepsi profesyonel iş kadınlarıdır.. Ona göre giyinirler.. Sen gülmemek için kendini zor tutarsın.. 
  • Topuklu ayakkabı giymek seksidir.. Birde yürüyebilsen.. Ha yok ya önemli olan giymek ti değil mi?
  • Her ofisin mutlaka bir kepçesi bulunur.. Herkes ona gider bir şeyler anlatır.. Oda hakkında dedikodu yapılanı doldurur.. Karıştırır da karıştırır..
  • Bir noktadan sonra herkes komik gelmeye başlar.. Embesil kelimesi bazılarında tam karşılığını bulur..
  • Her ofiste mutlaka ben buradan daha iyi yerlere layığım diye düşünen bir muhteşem vardır.. Sen oradan gidersin, o demirbaş gibi oradan emekli olur..
  • Kendi alanında en iyi uzman olduğunu iddia eden biri varsa, ona direk uzmanı olduğu sektörün son durumunu sor.. Muhtemelen Facebook'ta konuyla ilgili paylaşılan videodan bile haberi yoktur..
  • Bir akıllı illa ki patronculuk oynar..
  • Ve son olarak baktın ki içten içe gülmeye başladın bu duruma.. Sen olmuşsun.. Yeni iş bak..

15 Mart 2013 Cuma

Good Bye OLD Friends..



Arkadaşlarına karşı, sevgililerine karşı dünyanın en sabırlı insanlarındanım ben.. Abartmıyorum bu konuyu emin olun yani.. Hep alttan alırım.. Konuyu kapatırım.. Öyle küslük huyumda yoktur.. Ama biriktiririm.. Hani intikam alayım, fırsatını bulunca lafımı koyayım derdinde de değilim.. Karşımdakinin değerini biriktiririm böyle..

Gün gelir iyi niyetim, sabrım son raddesine gelir.. Tüm her şey dökülür önüme.. Bende film kopar.. En yakın dostum bile olsa, evimden çıkmayan biri bile olsa taş gibi olurum ona karşı.. O saatten sonra benim için insanlığına saygı duymaktan başka hiç bir şeyi hak etmiyor olur.. Hiç olmamış gibi yaşamaya devam ederim.. Kimse vazgeçilemez değil sonuçta.. Hepimiz nelerden kimlerden vazgeçtik bu güne kadar..

Bu noktaya geldiysem ben eğer, sevmediğim huylarından tutunda, ettiği lafları bile, bir bir çıkarırım beynimin onla ilgili rafından..Mesela uzun zamandır oynadığı ufak oyunlardan haberdar olsam da gönlü olsun diye ses çıkarmıyorsam, bundan faydalanmaya başladığını hissettiğim anda, başlayarım izlemeye, eskileri kafamda kurmaya.. İyi niyetimin kendisinden kaynaklandığını sandığını fark edince kibarca bir dur atışı yaparım.. Genelde sallamazlar tabi.. Sonuçta ben safım ne deseler kanıyorum ya..

İşte burası ilişkimizde unutulmaz bir milat oluyor. Bırakın aynı yerde olmayı, bir daha görmek bile istemiyorum.. Bir daha yüz yüze gelmeyelim, aynı yerde bulunmayalım.. Hatta yanımda adını anmasınlar istiyorum.. Aşırı belkide tepkim ama.. O noktaya kadar sabrettiysem, alttan aldıysam ve buna rağmen o hala bunu göremediyse demek ki değmeyecek kadar sığ diyorum..

Tabi benim bu birden bire sivri geri çekilişimi farklı algılayanlarda olmuyor değil.. Kapris yaptığımı sananlar mı dersiniz, trip atıyor diyenler mi istersiniz.. Hatta bir süre bende konuşmam nasılsa gelir o geri güveniyle havayı basıp gidenler mi.. Sonuç; ben zaten o aşamaya geldiysem biliyorum ki oracıkta ölüyorum dese bir bardak su vermem yürür giderim..

Velhasıl, aklıma geldi işte.. İşyerinde de buna benzer bir durumdayım.. Bazı insanlara karşı bu noktaya çoktan vardım.. Hayır bu defa bunlar acemi diye anlattım da huyumu.. Aynı ard niyeti görünce tutamıyorum işte kendimi.. Yaptıkları saçmalıkları yedirmek yerine, enerjimi kendime saklamayı tercih ediyorum.. Zira buraya gelene kadar ki süreç çok yordu beni.. Yakındır isyan bayrağını açıp herkesi kendine getirmem..

8 Şubat 2013 Cuma

Sevgilim.. Sen Eskimiştin Ya Hani..


KENDİNİ BAŞKALARIYLA KIYASLAMAK



Çok eski günlerde yaşanmış bir şey karşısına çıkınca ne diyeceğini bilemiyor insan..Hele de aradan geçmiş 10 yıl karşına çıkıp da ben geldim dediğinde ne diyeceğimi bilemedim önce.. Sonra düşündüm.. İyileri hatırlıyor hep insan biliyorsun dimi.. Kötüleri hatırlamak için illa başına gelmesi gerek bir cenabetliğin..

Aslında düşünmedim yeniden mi acaba, diye desem kuyruklu yalan söylemiş olurum.. Bu defa olur mu acaba? Hani değiştik ya.. Daha doğrusu büyüdük ya.. Ondan belkide.. Hani o çocukluklar geride kalmıştır dedim.. Yok işte öyle olmuyormuş..

Aslında seni iyi tanıyan birisi olarak, anlamalıydım bundan kendine götünü kaldıracak bir pay çıkaracağını.. İyi ki en başından beri sadece nerede nasıl mutlu olacaksan öyle yap deyip duruyorum.Ama bunca şeyin üstüne senin, dönüp de biz bir daha beraber olamayız demen yok mu.. O sağlam kapak oldu işte.. Hayır sanırsın ben hadi desen geleceğim hemen.. 

Sorun benim sana tuhaf saygım.. Vicdan azabı çekiyorum baya baya.. Gerçi Kaptan hayatının kazığı oldu sana, kabul etmek gerek.. Ne var ki.. Vakti zamanında sana çok çektirmiş olduğum (yanlış anlama  üniversite hayatımın içine etmiş olduğun gerçeğini unutmadım) günlere dair bu vicdan azabı.. 

Aslında cazip gelen sen değilsin biliyorsun değil mi? Sadece itişip kakışmak yerine yapabileceklerimiz dm yerine koyup, dinlememe neden olan.. Yani zamanında yapamadığımız beraber bir yemek yapmak, sarılıp uyumak, beraber bir şeyler izlemek, hatta sen gazete okurken yanında olmak gibi şeylerin pişmanlığı.. Ne saçma dimi.. Bunları yapacak koskoca 3 yılımız varken şimdi keşke yapsaydık ne olurdu acaba diye düşünüyor insan..  

Şimdi her ikimizde törpülenmiş, kırılmış, yoğrulmuş, başkalarından parçalar almış, kendimiz başkalarında bırakmış bir halde karşı karşıyayız. Sonuç.. Sen hala aynı sensin.. Bense çok farklı bir benim.. 

Her zaman ki gibi ben ne oluyor diyene kadar sen; olayı yaşayıp bitirip, yorum yapıp çekip gidiyorsun.. Ben mi? Eskiden olsa dur, ne oldu şimdi derdim. Şimdiyse sen bilirsin ben karışmıyorum diyorum.. Herkes giderken bir şeyleri götürüyor geyiği vardır ya. Kaptan'la beraber ben sevmeye, aşka, tutkuya, ait olmaya, bağlanmaya olan inancımdan vazgeçtim..

Şimdi sadece hoşlanmalar ve kısa süreli aşkcıklar geliyor başıma...Onlarda çabuk geçiyor.. Bundan bir yıl önce olsa canımı çok yakardın inan.. Şimdi yel bile değil her ne diyor yada yapıyorsan.. 

Eh madem öyle bunca şeyi niye yazdın desen.. Kafamda ne olduğunu, en iyi böyle görüyorum sanırım.. Sesli düşünüyorum say.. İçimdeki duyguları, kafamdaki düşünceleri döküyorum yatağın üstüne.. Bakıyorum ne var oraya ait yada ne var orada olmaması gereken.. Tertemiz pırıl pırıl sonrası..

Tek diyeceğim.. En başından beri dediğim aslında.. Her kiminle nerede mutlu olacaksan öyle yap.. Öyle mutlu ol.. 
Kaptan'la kıyaslamıştın bir vakti kendini ya..Şöyle anlatayım.. Kaptanın tek bakışı benim içimde fırtınalar koparır.. Tek bakışıyla yapamayacağım şey yok bunca olaya rağmen.. 

Sana gelince.. Kendin fırtına olsan içimde ancak bir çocuğun mum üflerken yarattığı rüzgar kadarsın aslında.. Üzgünüm.. Ardını arşı alaya değdiremediğim için..