8 Şubat 2013 Cuma

Sevgilim.. Sen Eskimiştin Ya Hani..


KENDİNİ BAŞKALARIYLA KIYASLAMAK



Çok eski günlerde yaşanmış bir şey karşısına çıkınca ne diyeceğini bilemiyor insan..Hele de aradan geçmiş 10 yıl karşına çıkıp da ben geldim dediğinde ne diyeceğimi bilemedim önce.. Sonra düşündüm.. İyileri hatırlıyor hep insan biliyorsun dimi.. Kötüleri hatırlamak için illa başına gelmesi gerek bir cenabetliğin..

Aslında düşünmedim yeniden mi acaba, diye desem kuyruklu yalan söylemiş olurum.. Bu defa olur mu acaba? Hani değiştik ya.. Daha doğrusu büyüdük ya.. Ondan belkide.. Hani o çocukluklar geride kalmıştır dedim.. Yok işte öyle olmuyormuş..

Aslında seni iyi tanıyan birisi olarak, anlamalıydım bundan kendine götünü kaldıracak bir pay çıkaracağını.. İyi ki en başından beri sadece nerede nasıl mutlu olacaksan öyle yap deyip duruyorum.Ama bunca şeyin üstüne senin, dönüp de biz bir daha beraber olamayız demen yok mu.. O sağlam kapak oldu işte.. Hayır sanırsın ben hadi desen geleceğim hemen.. 

Sorun benim sana tuhaf saygım.. Vicdan azabı çekiyorum baya baya.. Gerçi Kaptan hayatının kazığı oldu sana, kabul etmek gerek.. Ne var ki.. Vakti zamanında sana çok çektirmiş olduğum (yanlış anlama  üniversite hayatımın içine etmiş olduğun gerçeğini unutmadım) günlere dair bu vicdan azabı.. 

Aslında cazip gelen sen değilsin biliyorsun değil mi? Sadece itişip kakışmak yerine yapabileceklerimiz dm yerine koyup, dinlememe neden olan.. Yani zamanında yapamadığımız beraber bir yemek yapmak, sarılıp uyumak, beraber bir şeyler izlemek, hatta sen gazete okurken yanında olmak gibi şeylerin pişmanlığı.. Ne saçma dimi.. Bunları yapacak koskoca 3 yılımız varken şimdi keşke yapsaydık ne olurdu acaba diye düşünüyor insan..  

Şimdi her ikimizde törpülenmiş, kırılmış, yoğrulmuş, başkalarından parçalar almış, kendimiz başkalarında bırakmış bir halde karşı karşıyayız. Sonuç.. Sen hala aynı sensin.. Bense çok farklı bir benim.. 

Her zaman ki gibi ben ne oluyor diyene kadar sen; olayı yaşayıp bitirip, yorum yapıp çekip gidiyorsun.. Ben mi? Eskiden olsa dur, ne oldu şimdi derdim. Şimdiyse sen bilirsin ben karışmıyorum diyorum.. Herkes giderken bir şeyleri götürüyor geyiği vardır ya. Kaptan'la beraber ben sevmeye, aşka, tutkuya, ait olmaya, bağlanmaya olan inancımdan vazgeçtim..

Şimdi sadece hoşlanmalar ve kısa süreli aşkcıklar geliyor başıma...Onlarda çabuk geçiyor.. Bundan bir yıl önce olsa canımı çok yakardın inan.. Şimdi yel bile değil her ne diyor yada yapıyorsan.. 

Eh madem öyle bunca şeyi niye yazdın desen.. Kafamda ne olduğunu, en iyi böyle görüyorum sanırım.. Sesli düşünüyorum say.. İçimdeki duyguları, kafamdaki düşünceleri döküyorum yatağın üstüne.. Bakıyorum ne var oraya ait yada ne var orada olmaması gereken.. Tertemiz pırıl pırıl sonrası..

Tek diyeceğim.. En başından beri dediğim aslında.. Her kiminle nerede mutlu olacaksan öyle yap.. Öyle mutlu ol.. 
Kaptan'la kıyaslamıştın bir vakti kendini ya..Şöyle anlatayım.. Kaptanın tek bakışı benim içimde fırtınalar koparır.. Tek bakışıyla yapamayacağım şey yok bunca olaya rağmen.. 

Sana gelince.. Kendin fırtına olsan içimde ancak bir çocuğun mum üflerken yarattığı rüzgar kadarsın aslında.. Üzgünüm.. Ardını arşı alaya değdiremediğim için..